Page 42 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 42
tarih çevresi
4.2.1 Bilgi Yayılımı ve İnovasyon İlişkisi
Teknolojik atılımlar ile makroekonomik büyüme kanalları arasındaki nedensel bağın
kurulmasında, üretilen enformasyonun hangi hızda ve ne ölçüde kitleselleştirilerek dolaşıma
sokulabildiği belirleyici bir köprü vazifesi görmektedir. Erken modern Avrupa ekosisteminde
matbaa teknolojisinin hızla içselleştirilmesi, basılı kitapları kolektif bilgi altyapısının en stratejik
donanımı haline getirmiş; böylece rasyonel fikirlerin arşivlenmesini, korunmasını ve sınır ötesine
yayılmasını muazzam ölçüde kolaylaştırmıştır. Bu doğrultuda, kişi başına düşen basılı kitap
hacminde yakalanan istikrarlı ivme, okuryazarlık oranları ve beşeri sermaye havuzunun
genişlemesiyle birlikte modern iktisadi büyümenin tarihsel başlangıcını belirleyen en temel
parametrelerden biri olarak kabul edilmektedir (Buringh & Van Zanden, 2009, ss. 412-415). Bahse
konu kurumsal mekanizma, inovasyon olgusunun yalnızca dahi mucitlerin tekil ve yalıtılmış
başarılarından ibaret olmadığını, aksine geniş bir okur-yazar kitlesinin interaktif katılımıyla işleyen
birikimli, kolektif ve evrimsel bir süreç olduğunu doğrulamaktadır. Dönemin Avrupası'nda basılan
ticari haber yaprakları, bültenler ve teknik el kitapları, piyasa entegrasyonunu radikal biçimde
hızlandırmış, iktisadi aktörlerin karar alma süreçlerindeki bilgi asimetrisini azaltmış ve teknik
yeniliklerin ticari başarıya tahvil edilebileceği rasyonel bir kurumsal çevre inşa etmiştir (Febvre &
Martin, 2000:38-41).
Aynı teorik model dâhilinde, tipografik baskı altyapısının bilinçli olarak geciktirildiği ya da
engellendiği bir toplumsal yapıda, ne tür "kaybedilmiş kalkınma fırsatları" ile karşı karşıya
kalınacağı da ekonomi politik süzgecinden geçirilerek analitik olarak tartışılmaktadır. Coşgel,
Miceli ve Rubin (2012:132-135) tarafından geliştirilen siyasal iktisat modeline göre; kitle iletişim
araçlarının ve basılı yayının serbest bırakılması, uzun vadede beşeri sermaye çarpanı üzerinden
toplumsal ekonomik artığı (toplam refahı) büyütebilecek potansiyele sahiptir. Ne var ki bu hamle,
kısa vadede teokratik veya monarşik yapıların meşruiyet tekelini aşındırarak hükümdarın halk
üzerindeki fiili vergilendirme ya da itaat mekanizmalarını zaafa uğratma riski taşımaktadır. Siyasal
gücü elinde tutan egemenler ile onlara ideolojik meşruiyet sağlayan geleneksel elitler arasındaki bu
çıkar çatışması, bilgi yayılımını maksimize eden yeni teknolojilerin rasyonel bir tercihle bloke
edilmesine veya sınırlandırılmasına yol açabilmektedir.
Osmanlı İmparatorluğu özelinde incelendiğinde, matbaanın mukaddes metinlerin çoğaltım tekeli
üzerindeki dönüştürücü etkisi ve ulema sınıfının epistemik otoritesini sarsacağına dair kurumsal
endişeler, piyasadaki kitap arzını yapay olarak daraltmıştır. Bu durum, toplumda okuryazarlık
yatırımlarının marjinal getirisini düşürmüş ve sınai/teknolojik yenilik üretimini sürekli besleyecek
asgari beşeri sermaye stokunun oluşmasını kökten engellemiştir (Coşgel vd., 2012:141). Bu yapısal
tıkanıklık, inovasyon kanallarının önündeki engellerin salt mühendislik düzeyindeki teknik
yetersizliklerden ibaret olmadığını; aksine siyasi meşruiyet, vergi toplama kapasitesi ve bölüşüm
şokları ile iç içe geçmiş kurumsal dinamiklerden neşet ettiğini gözler önüne sermektedir.
Avrupa coğrafyasında matbaanın tetiklediği bu bilgi birikimi dalgası, ilerleyen dönemlerde
Protestan Reformu ve rasyonel/nicel bilgi kültürünün yükselişiyle birleşerek doğrudan sınai
inovasyon süreçlerine yön vermiştir. Becker ve Woessmann (2009:518-522), Protestan nüfusun
40

