Page 37 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 37

tarih çevresi

2018:55).

3.2.3 Yerel Bilgi Üretiminin Artışı
    Maddi ve kurumsal altyapı bağlamında, yerel bilgi üretiminin ve entelektüel üretkenliğin kalıcı

olarak artabilmesi, kâğıt stoklarının ve tipografik baskı teknolojisinin bölgesel dağıtım şebekeleri
üzerinden çevreye yayılmasına bağımlıdır. 19. yüzyıl Osmanlı Devlet’inde faaliyet gösteren yabancı
misyoner matbaalarının operasyonel hacmi, bu mekanizmanın en somut ampirik örneğini
sunmaktadır. Amerikan Misyoner Cemiyeti'nin (ABCFM) 1822 senesinde Malta adasında faaliyete
geçirdiği matbaa, operasyonunun ilk dört buçuk yılında yaklaşık 211.850 adet baskıya denk gelen 8
milyon sayfalık devasa bir döküm üreterek Osmanlı topraklarına yönelik sistematik bir yayın akışı
başlatmıştır (Georgeon, 2006:22-25).

    Söz konusu matbaanın 1833'te İzmir'e, 1853 sonrasında ise imparatorluğun kalbi İstanbul'a
nakledilmesiyle birlikte, yaklaşık yirmi yıllık periyotta 200'ün üzerinde özgün başlık neşredilmiştir;
bu üretim hacmi, 1729 ile 1839 yılları arasında tüm Osmanlı topraklarındaki Müslüman
matbaalarında basılan toplam kitap sayısının (yaklaşık 500 kitap) yarısına yaklaşmaktadır. Dış
kaynaklı bir sermaye tarafından işletilse de mekânsal ve coğrafi açıdan artık "yerel" bir aktör haline
gelen bu yayıncılık ağı, iç piyasadaki bilgi üretimine radikal bir dinamizm katmıştır.

    Bahse konu yayın faaliyeti salt sayısal bir büyüme yaratmamış, aynı zamanda imparatorluğun
çok dilli, çok dinli ve çok alfabeli heterojen bilgi rejimini kurumsal olarak beslemiştir. ABCFM
arşiv belgelerine göre, 1866-1897 yılları arasında Ermeni harfli Türkçe, Ermenice, Bulgarca,
Karamanlıca (Rum harfli Türkçe), Arap harfli Türkçe ve Yunanca dillerinde toplam 249 kitap
basılmış olup, bu portföyün 41 adedi doğrudan Karamanlıca metinlerden oluşmaktadır (Georgeon,
2006, s. 29). 1822-1881 dönemini kapsayan daha geniş bir perspektifte ise broşürler, dinsel risaleler
ve kitapçıklar dahil olmak üzere üretilen 725 farklı yayının 32'si yine Rum harfli Türkçe olarak
kaleme alınmıştır. Bu dilsel ve alfabesel çeşitlilik, Osmanlı Devlet’indeki farklı etno-dini
cemaatlerin kendi kültürel kodları ve yazı sistemleri vasıtasıyla kamusal bilgi üretimine dahil
olduğunu ve matbaa altyapısının çok katmanlı, parçalı bir kamusal alanın inşasında manivela görevi
gördüğünü açıkça kanıtlamaktadır.

    Osmanlı topraklarında yaşayan Yahudi cemaatinin erken modern dönemden itibaren geliştirdiği
köklü baskı altyapısı da yerel bilgi üretiminin tarihsel sürekliliğini sağlayan en kararlı
sacayaklarından biridir. Nahmias kardeşlerin 1493 yılında İstanbul'da ilk matbaayı kurmalarıyla
başlayan bu gelenek hem İbranice hem de Ladino (Yahudi İspanyolcası) metinler üreterek, Osmanlı
iç pazarı ile Akdeniz dünyasındaki diğer Musevi merkezleri arasında hareketli bir yayın ekonomisi
ve entelektüel koridor inşa etmiştir (Sabev, 2018:78-80).

    Bu matbaalarda basılan Arba'ah Turim gibi dinsel başrakitaplarda Kuzey İtalya fabrikalarının
filigranlı kâğıtlarının, 1505 tarihli bir Pentatök (Tevrat) neşrinde ise Fransız imalatı ithal kâğıtların
kullanılması, ham madde lojistiği ile nitelikli tipograf uzmanlarının Akdeniz havzası boyunca sınır
ötesi bir devingenliğe sahip olduğunu; yani yerel üretim merkezinin küresel tedarik zincirlerine
göbekten bağlı olduğunu ortaya koymaktadır. Saray çevrelerinin patronaj ilişkileri ve varlıklı

                                                                   35
   32   33   34   35   36   37   38   39   40   41   42