Page 32 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 32
tarih çevresi
transferi politikalarını büyük ölçüde Tersane-i Âmire ve Tophane-i Âmire gibi askeri komplekslerin
modernizasyonuna kilitlemiştir. İstanbul ve hinterlandında yoğunlaşan buharlı makine ithalatı,
yabancı uzman istihdamı ile demir-çelik ve dokuma imalathanelerinin tesisi; devletin makro
planlamada ordu ihtiyaçlarına ve stratejik girdilere öncelik verdiğinin açık bir göstergesidir (Clark,
1974:67-70). Ne var ki bu askeri-sınai şablon, kâğıt gibi sivil ve idari kullanım alanı yaygın olan
kritik ara mallar için de benzer bir "ithal ikameci/yerli imalat" mantığının kuramsallaştırılabileceğini
ima etmektedir.
Savunma sanayisi fabrikalarının kuruluşunda tecrübe edilen; ileri mekanizasyon ve uzman iş
gücünün Batı'dan tedarik edilmesi, yerli emeğin teknik eğitimi yönündeki kurumsal beklentiler ve
kronik bütçe darlıklarıyla şekillenen çetrefilli planlama evreleri, kâğıt fabrikası ölçeğindeki sivil
teşebbüslerin de aynı mali ve diplomatik sınırlılıklara tabi olduğunu doğrulamaktadır (Quataert,
2014:118-121). Yabancı uzman ve teknisyenlerin talep ettiği yüksek ücret politikaları ile sahip
oldukları konsolosluk imtiyazları, devletin makineleşme hızını ve bütçe esnekliğini sınırlandırırken,
rasyonel bir refleks olarak yerli iş gücünü kalifiye hale getirme motivasyonunu da körüklemiştir.
Dolayısıyla bu dinamik, kâğıt imalatı da dahil olmak üzere, imparatorluğun genelinde sürdürülebilir
ve yerli bir "sanayi iş gücü tabanı" inşa etme vizyonunun yapısal bir parçası olarak
değerlendirilmelidir (Clark, 1974:74-76).
Osmanlı Devlet’inde ticaret ve şirketler hukuku alanında yapılan reformlar, kâğıt fabrikası gibi
büyük ölçekli sanayi yatırımlarının kurumsal yapısını doğrudan şekillendirmiştir. Kapitülasyonların
yarattığı çok hukuklu ortam, gayrimüslim tebaaya ve yabancı tüccarlara konsolosluk mahkemeleri
aracılığıyla Avrupa hukukundan faydalanma imkânı (dışsal opsiyon) tanımıştır. Osmanlı yönetimi
ise bu durumla rekabet edebilmek amacıyla "Avrupa Tüccarı" ve "Hayriye Tüccarı" gibi özel
statüler geliştirerek benzer ticari ve hukuki ayrıcalıkları kendi iç sisteminde taklit etmeye çalışmıştır
(Genç, 2016:84-86).
Bu süreçte Fransız Ticaret Kanunu esas alınarak anonim şirket ve poliçe gibi modern finansal
araçların iç hukuka aktarılması, kâğıt fabrikası benzeri sermaye yoğun projelerin devlet-özel sektör
ortaklığı ya da imtiyaz usulüyle kurulabilmesine yasal zemin hazırlamıştır (Kuran, 2011: 212-214).
Yabancı aktörlerin konsolosluk mahkemelerine başvurma ayrıcalığının devam etmesi, piyasadaki
hukuki belirsizliği ve riskleri canlı tutmuştur. Bu melez yasal iklim, kâğıt üretimi gibi uzun vadeli
ve yüksek teknolojili yatırımların planlama aşamasında, müteşebbislerin hukuki risk ile maliyet
hesaplarını çok daha temkinli yapmalarını zorunlu kılmıştır (Kuran, 2011:218). Osmanlı taşra
teşkilatında vilayet sisteminin kurumsallaşması, yerel ölçekteki bayındırlık ve sanayi hamlelerine
yasal ve operasyonel zemin sağlayan köklü bir idari reform dalgası yaratmıştır. Dönemin sembol
bürokratlarından Mithat Paşa'nın Bağdat valiliği esnasında hayata geçirdiği uygulamalarda
somutlaşan bu yeni idare modeli; ulaştırma, haberleşme ve imar işlerini rasyonel devlet
mekanizmasının birer uzantısı olarak ele almış, böylece bölgesel altyapı projelerini merkezin
stratejik planlama ağlarına entegre etmiştir (Ortaylı, 2007: 145-148). Gelişen bu makro çerçeve;
lojistik hatlara ve liman avantajına sahip Yalova gibi stratejik mevkilerde yerli kâğıt sanayisinin
canlandırılmasını hem bölgesel iktisadi kalkınmayı tetikleme hem de Babıali'nin hızla büyüyen
30

