Page 30 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 30

tarih çevresi

maddeye ulaşmasını hem de ürettiği mamulü iç piyasaya ulaştırmasını imkânsız kılarak dışarıdan
deniz yoluyla kâğıt ithal etmeyi tek ekonomik seçenek haline getirmiştir (Pamuk, 2019:191).

    Lojistik ve maliyet dengeleri açısından bakıldığında, hacimli ve hassas bir ürün olan kâğıdın iç
bölgelere nakledilmesinde de benzer ulaştırma engellerinin yaşandığı görülmektedir. 19. yüzyıl
Osmanlı sanayi ekosistemindeki dış sermaye bağımlılığı, kâğıt gibi sivil kullanım alanı yaygın ara
mallarda ithalat rejiminin neden gevşek tutulduğunu açıklamaktadır. Özellikle 1838 Baltalimanı
Ticaret Antlaşması'nı takip eden dönemde Batı dünyasıyla kurulan asimetrik ekonomik ilişkiler,
altyapı ve sanayi yatırımlarında yabancı kredilerin ve makine ithalatının ağırlığını artırmıştır
(Pamuk, 2014:102-105).

    Kırım Savaşı'nı izleyen yirmi yıl boyunca Avrupa sermayesi, imparatorluğun hem dış ticaretini
hem de finansal yatırımlarını yönlendiren temel güç haline gelmiştir (Pamuk, 2014:112). Batı
piyasalarıyla kurulan bu bağımlılık ilişkisi, yerli imalatın zayıf kaldığı sektörlerde yabancı girdilere
dayalı bir maliyet yapısını kemikleştirmiştir. Kâğıt sektörü de bu genel iktisadi tablonun bir parçası
olarak gelişmiş; yerli üretimin kurumsallaşamaması nedeniyle bürokrasinin ve matbaaların artan
kâğıt ihtiyacı, deniz yolu lojistiğinin sağladığı maliyet avantajıyla doğrudan Avrupa pazarlarından
karşılanmıştır (Pamuk, 2014:118-120).

    19.yüzyıldaki idari modernleşme hamleleri ile ticaret hukukundaki reformlar, Osmanlı
İmparatorluğu'nda kâğıt ihtiyacını hızla artırırken, bu ihtiyacın yerli imkânlarla karşılanmasını
zorlaştıran kurumsal bir yapı ortaya çıkarmıştır. Vilayet nizamnameleri doğrultusunda taşra
teşkilatının yeniden yapılandırılması, yerel idari meclislerin kurulması ve bürokrasinin tamamen
yazılı kurallara bağlanması, devletin ürettiği resmi evrak ve arşiv hacmini olağanüstü düzeyde
büyüterek kâğıt tüketimini tetiklemiştir (Gencer, 2019:142).

    Buna karşılık, Fransız Ticaret Kanunu esas alınarak yapılan yasal düzenlemeler; kapitülasyonlar,
yabancı devlet beratları ve konsolosluk mahkemelerinin yarattığı çok hukuklu (çoğulcu) bir iklimde
işlemek zorunda kalmıştır (Kuran, 2011:210-212). Gayrimüslim sermayedarların ve yabancı
tüccarların Avrupa hukukunun sağladığı ayrıcalıkları ve koruma kalkanını birer opsiyon olarak
kullanabilmeleri, yerli müteşebbisler aleyhine haksız bir rekabet ve belirsizlik ortamı doğurmuştur
(Kuran, 2011: 215). Bu güvensiz ekonomik ortamda, kâğıt fabrikaları gibi yüksek sermaye ve ileri
teknoloji gerektiren alanlara büyük ölçekli ve uzun vadeli yatırımların yapılması sürekli
ertelenmiştir. Yatırımların durması ise devletin ve piyasanın kâğıt tedarikinde tamamen ithalata
bağımlı hale gelmesine yol açmış, Osmanlı ekonomisini Avrupa'dan gelecek dış fiyat şoklarına ve
maliyet artışlarına karşı tamamen savunmasız bırakmıştır (Pamuk, 2019: 165-167).

    Eldeki tarihsel ampirik veriler kâğıt ithalatının net hacmi ve birim fiyatları konusunda doğrudan
istatistiksel seriler sunmasa da; fahiş iç taşımacılık ücretleri, savunma sanayisine endeksli devlet
yatırımları, dış borçlanmaya dayalı teknoloji transferi ve hukuki çoğulluğun körüklediği istikrarsız
yatırım iklimi, kâğıtta yerli sınai kapasitenin kurumsallaşmasını engelleyen temel yapısal faktörler
olmuştur (Pamuk, 2019:165-168). Bu çok boyutlu tıkanıklık; idari reformların ve genişleyen okuma
kültürünün tetiklediği kâğıt talebinin, yerli imalat yerine büyük ölçüde dış alım kanallarıyla ve
lojistik yüklerin getirdiği yüksek marjinal maliyetlerle karşılandığı bağımlı bir piyasa yapısı

                                                                   28
   25   26   27   28   29   30   31   32   33   34   35