Page 20 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 20
tarih çevresi
şekilde ortaya koyabilmek ve sürdürülebilirlik söylemlerini analiz edebilmek için bu yöntem seçilmiştir.
Araştırma konusu ile ilgili bilimsel çalışmalar Pubmed, Google Akademik, Web of Science, Science Direct,
Scopus, Ulusal Tez Merkezi (YÖKTEZ) veri tabanlarından yararlanılarak İngilizce ve Türkçe dillerinde
taranmıştır. Elde edilen veriler betimsel analiz yöntemiyle sistematik hale getirilmiştir.
Bulgular
Bilindiği üzere insanların avcı toplayıcı bir başlangıçla beslenme ihtiyaçlarını karşıladıkları bilimsel
kaynaklarda ifade edilir (Selimoğlu vd., 2018; Tekeli, 2025). Avcı toplayıcıların yerleşik yaşantıya geçişlerinin
ilk aşamalarında yalnızca besin bulma gayesinde olmadıkları aynı zamanda sosyal bağlara ve sosyal yaşama
yönelik bir araya geldiklerine dair kanıtlar bulunmaktadır (Şahin ve Miyake, 2025). Bu durum neolitik dönem
toplumlarının yerleşik hayata geçme sürecini beraberinde getirmiştir. Neolitik dönemde insanlar köylerde
yaşamış, tarımsal faaliyetler sayesinde artan nüfusu besleme ve yiyecek stoklama olanakları gelişmiştir. Tarıma
ek olarak hayvanların evcilleştirilmesi, önemli bir yeni besin kaynağı sağlamıştır (Childe, 2014). Şüphesiz ki,
insanlığın ilk daimi yerleşimleri bugünkü anlamıyla kentler değildir. Mumford (2013) bu süreci şöyle
özetlemektedir: “Kentten önce mezarlar, kutsal yerler ve köyler vardı; köyden önce de obalar, ilkel sığınaklar,
mağaralar ve işaret taşları.” Bu durum, kentleşme öncesinde yerleşik hayatın aşamalı bir evrim geçirdiğini
göstermektedir. Tarımın diğer bir dönüm noktası ise yeşil devrim olarak da adlandırılan dönemdir. Bu dönem
sanayi devrimi ile tetiklenen bir süreçle başlamıştır. Sanayi devrimi, zanaatten endüstriye geçiş sürecinde buhar
gücüyle çalışan makinelerin yaygınlaşması ve Avrupa’daki sermaye birikiminin artmasıyla ortaya çıkmıştır.
18. yüzyılın ikinci yarısından itibaren başlayan bu süreç; toplumların ekonomik, sosyal ve hukuki yapılarında
köklü dönüşümlere yol açarak yeni bir çağın başlangıcını oluşturmuştur (Davutoğlu, 2022). Bu dönüm noktası
tarım alanında ise sanayileşmenin etkisiyle tarımsal mekanizasyon, sentetik gübre, kimyasal ilaçlar, GDO’lu
tohumlar ve hormon gibi girdilerin kullanımıyla kendini göstermiş; ilk aşamada verimlilikte önemli artışlar
sağlanmıştır. Yeşil devrim “artan dünya nüfusunu beslemek” mottosu ile ortaya çıkmış ve geleneksel tarım
yöntemlerinin insanların açlık sorununu çözmekte yetersiz kaldığını ifade etmiştir. Günümüze değin gelen
süreçte ise önemli ölçüde benimsenerek yaygınlaşmıştır (Nur vd., 2016). Tarımın evrim süreci sanayi devrimi
ile başlayan mekanizasyonu (Tarım 1.0), 1950’lerdeki yeşil devrim ile traktör kullanımının yaygınlaşmasını,
1990’larda bilgisayar destekli otomasyon sistemlerini, nihayet günümüzde yapay zekâ, nesnelerin interneti ve
büyük veri analizine dayalı dijital tarım (Tarım 4.0) uygulamalarını kapsamaktadır. Bu gelişmeler ile tarımsal
üretim daha verimli, sürdürülebilir ve akıllı bir yapıya dönüşmüştür (Kaya, 2019).
Bilimsel kaynaklar incelendiğinde tarım tarihindeki bu dönüşümün gastronomi pratiklerini, beslenme
alışkanlıklarını ve yiyecek kültürünü doğrudan şekillendirdiği görülmektedir. İnsanlığın avcı-toplayıcılıktan
yerleşik yaşama geçişi (Childe, 2014), sadece tarımın değil, aynı zamanda yiyecekleri saklama, pişirme ve bir
arada tüketme ritüellerinin de başlangıcına işaret ederek gastronominin temelini atmıştır (Faria, 2015). Tarım
devrimini takip eden süreçte, yerleşik yaşamın getirdiği artı ürün, yiyecek hazırlama ve saklama tekniklerinin
19

