Page 16 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 16

tarih çevresi

       Patatesi en geç tanıyan milletlerdeniz

       Patates bugün hayatımızın öyle merkezindeki bir besin ki onun soframızın vazgeçilmezi sanırız.
Kızartması, çorbası ve mezesi saymakla bitmez. Oysa patatesin Türklerdeki gerçek gelişimi ancak 1960’larda
başlar. Öncesinde patates yok muydu; vardı elbette. Lakin Türk toprağında ekilip çeşidi artırılan bir ürün değildi.
Hele mutfağımızın vazgeçilmezleri arasında hiç değildi. Sakarya vadisi tarafında 1895’ten itibaren ekimi
denense de 1955-1960 arasında patates Türk toprağının ve mutfağının vazgeçilmezi olur.

       Dünyada patatesi en geç benimseyen milletlerden birisiyiz.

       Tütün ilk benimsediğimiz ürünlerden

       Amerika’nın keşfinden sonra bazı ürünler Türk toprağına geç gelmişti: çikolata, ayçiçeği ve patates
bunlardan bazılarıdır. Oysa daha 1600’lü yıllarda Anadolu’da tütün yetiştiriciliğine rastlıyoruz. Yeni Dünya’nın
keşfiyle Türklerin en hızlı benimsediği ürün hiç kuşkusuz tütün olacaktı.

       Başka bir deyişle tütün ilk benimsediğimiz tarım ürünlerinden birisi hatta belki de listede bu anlamda
birincidir.

       Domatesi lümpenlik gördük

       Osmanlı’nın Batılılaşma süreci olarak bildiğimiz Tanzimat döneminin en gözde besini domates idi.
Aydınımız, domatesi öylesine siyasi bir simge olarak görmüştü ki Batılılaşma karşıtı bazı aydınların domatese
karşı tavır geliştirmesine dahi neden olmuştu.

       Salçasından salatasına kadar mutfağımızı baştan aşağı boyayan domatesin Türk mutfağındaki tarihi iki
asırı dahi bulmaz.

       Domates lümpen bir besin olarak görüldü ve tüketenler uzun süre eleştirildi.

       Kakao (çikolata)

       Bu efsunlu atıştırmalığın Osmanlıya gelişi çok gecikmişti. Saadet Özen’in araştırmalarına göre çikolatayı
Osmanlı topraklarına ilk defa din adamları getirmişti:

       “Osmanlı İmparatorluğu’nda en azından Avrupa’yla bağlantılı din adamlarının Avrupa’ya paralel bir
takvim ve alışkanlıkla çikolata tüketimine başladığı düşünülebilir. Fakat bu sınırlı çevre dışında örneğin
Osmanlı sarayında bu dönemde çikolata tüketildiğine dair hiçbir ipucumuzun olmadığı bir gerçek. Elimizdeki
on yedinci yüzyıl sonu ve ondokuzuncu yüzyıla ait veriler arasındaki boşluk da soru işaretleriyle dolu. Bu
eksikliğin ileride, yeni araştırmalarla dolacağını umarak şimdi doğrudan on dokuzuncu yüzyıla, çikolatanın

                                                               15
   11   12   13   14   15   16   17   18   19   20   21