Page 14 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 14
tarih çevresi
Amerika’nın keşfi Türk Tarımı
ve mutfağında neleri değiştirdi?
Mazluk ÇELİK
Amerika kıtasına doğru zorlu bir yolculukla dünya tarihini değiştiren Kristof Kolomb’un nihai hedefi
Kudüs’ü işgal edecek güçlü bir ordu meydana getirmekti. Merhum tarihçimiz Halil İnalcık, Kolomb’un bu
düşüncesini şöyle dile getirmektedir;
“Kristof Kolomb’un Yeni Dunya’yi keşfi, bir bakıma Akdeniz‘de Hristiyan dünyası, özellikle İspanya ile
Osmanlı arasındaki mücadele ile ilişkili görünmektedir. Kolomb, günlük notlarında onu harekete geçiren gerçek
düşüncenin, İslam dünyasını geriden çevirerek Doğu’daki Hristiyan dostu Moğol Hanı ile doğrudan ilişki
kurmak, Hindistan ticareti Hint deniz yolunu aşmak, Batı ve Doğu Hristiyanlarının işbirliğiyle Kudüs’ü
(Jerusalem) almak olduğu açıklar.”
Kristof Kolomb’un yolculuğa çıkış amacı kadar Amerika kıtasına ilk defa onun ulaşıp ulaşmadığı da ayrı
bir tartışma konusudur. Muhammed Hamidullah gibi birçok Müslüman aydın bu konuda farklı görüşler dile
getirmektedir. Zaman zaman Piri Reis’in haritası üzerinden tartışmalar alevlense de Hamidullah
“Müslümanların Kristof Kolomb’dan Evvel Amerika’yı Keşifleri” isimli çalışmasında sıra dışı bilgiler
sunmaktadır.
Dünyanın yuvarlak olması tartışmaları
Kolomb’u büyük yolculuğa çıkartan en önemli gerekçelerden birisi de dünyanın yuvarlak olduğuna dair
taşıdığı büyük inançtı. Bunu günlüklerinde şöyle anlatmaktadır;
“Yeryüzünün, karaların, suyun küresi olduğunu hep okumuşumdur. Plin sularla karaların birlikte bir
küre olduğunu yazar. Bu Okyanus denizinin en büyük su kitlesi olduğunu düşünür; göğe dönük durumdadır
hep, altında yer vardır ve ona destek olur, Hindistan cevizinin kalın dış dokusuyla içi gibi birbirine katmanlıdır.
Orta Çağ tarihinin hocası Yaratılıştan söz ederken suların çok bol olduğunu belirtir, yaratılış sırasında bütün
yeryüzünü örtseler de - sis gibi, buğu gibiydiler o zamanlar- yoğunlaşıp bir araya gelince yok az yer kapladılar
der. San Nicolas da bu düşüncededir.”( Kolomb’un Günlükleri)
Kolomb bu sözleri tereddütle ve Ortaçağ’dan referansla söylerken 890 senesinde İbn Rüşt çok daha net
ve doğruya yakın ifadeler kullanacaktı;
“Bilginler arasında kara ve deniz kısımlarıyla beraber bütün yeryüzünün top gibi, bir küre şeklinde
13

