Page 71 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 71
tarih çevresi
tarafından çok eksik şekilde anlaşılan Avrupa askeri disiplini ve manevraları da askerlerin bağımsız
ruhları ve özgür davranışlarına köstekten başka bir şey değildir. Kürtleri, Balkan, Toros ve Lübnan
dağlarını bilenler için; bunlardan Avrupa örneğinde, Prusyalılar gibi manevra yapan, Fransızları
ayırt eden o zekâ ve disiplin yumuşaklığına sahip muntazam asker yetiştirmeyi düşünmek mümkün
değildir. Denebilir ki, olaylar maalesef bunu er ya da geç kanıtlayacaktır; Avrupa için hiç de yararlı
olmayacak biçimde, Yeniçerilerin gücünü ve dinamizmini oluşturan fanatizm silinmiş bulunuyor.
Her Türk’ü, hiçbir felaket karşısında geri atmayan; kendi haline getiren o dini coşku kalkmış
bulunuyor. II. Mehmet’in ve de Süleyman’ın zafer dolu geleneğini koparmakla, zavallı İstanbul’un
kaderinde mevcut olan işgalleri durduran engel yıkılmış oldu.
Flandin, Tanzimat’ın yeniliklerini kabul eden Sultan Abdülmecid’i modern ve geleneksel arasına sıkışmış
bir padişah olarak tanımlar. Babası II. Mahmut’un orduyu Avrupalılaştırdıktan sonra vicdan azabı yüzünden ya
da dini bir endişe üzerine bu hatanın kefaretini ödemek ve yeni fikirler üzerinde Hz. Muhammed’in korumasını
elde edebilmek için Tophane’de Sultan Mahmut Nusretiye Camii’ni yaptırdığını söyler.59 (Res. 2)
Resim 2: Tophane'de Sultan Mahmud (Nusretiye) Camii, Eugène Flandin, İstanbul,, İstanbul: Zodyak Kitap, 2014, 41.
Tophane çeşmesini ise Tanzimatçıların ulaşabileceği en aykırı mimari olarak tanımlar. Flandin’e
göre bu çeşme Türk mimarisinin özgün karakterinden yoksun bir haldedir, karşısında ise “Sultan
Mahmut’un reform manyaklığına tutulduğu günden itibaren her şeyi etkileyen zevk anlayışının
çerçevesinde inşa edilmiş, hayli zarif bir kışlanın kapı sundurması açılır” der ve ekler:
59 Flandin, İstanbul, 42.
70

