Page 69 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 69
tarih çevresi
çalışsalar da zaman ve mekândaki mistik ve egzotik olanı gözlemleyecekler ve deneyimleyeceklerdir.
Fakat tecrübeleri sırasında, Paris’teki modernitenin Tanzimat aracılığıyla İstanbul’a da sirayet ettiğini
görecekler ve bu durum onlarda çoğunlukla hayal kırıklığına yol açacaktır. Çünkü zihinlerine yerleşmiş
haliyle Doğu algısı rengârenk, puslu bir ışık altında, gizemli, tehlikeli, baş döndüren kokularla dolu, zengin
ve Romantik estetiğin yarattığı “yüce ve güzel” algısıyla haz dolu olmalıydı.54
İkarus’un Düşüşü: Tanzimat’ın Seyyahlar Üzerindeki Etkisi
Camille Rogier, Gérard de Nerval ve Eugène Flandin’in Doğu seyahatlerinin İstanbul rotasında
ortaklık etmeleri 1843 yılına, Tanzimat ilanının hemen ertesine denk gelir. Zamanlama bakımından yaşanan
bu ortaklık, Tanzimat reformlarının üç seyyahın da seyahatnamelerinde farklı bakış açılarıyla
yorumlanmasına sebep olur. Nerval ve Flandin zaman zaman Fransa’nın örnek alınmasından duydukları
memnuniyeti belirtseler de görmek istedikleri İstanbul, modernleşen İstanbul değildir. Yalnızca Rogier
Tanzimat Fermanı’nı Osmanlı’nın Avrupa’ya bir adım daha yaklaşma girişimi olarak değerlendirir:
Gülhane Hatt-ı Hümayunu, tüm Osmanlı İmparatorluğu uyruklarının kanun önünde eşitliğini tescil
etti; çok sayıda farklı halklardan yalnızca tek bir halk yaratmayı amaçlayan bu ferman, başkentte
olduğu gibi en uzak illerde de uygulanacağı gün Türkiye’nin yenilenmesi tamamlanmış olacak;
Avrupa milletleri arasındaki yeri tamamlanacak ve eski ihtişamına layık olacaktır. 55
Rogier, İstanbul’u Bin Bir Gece Masallarının bir uzantısı gibi bulur: “Sultanların payitahtının
Halifelerin şehrinden aşağı kalır yanı yoktur; aynı adetler burada da devam eder, yüzyıllar doğuluların
geleneklerinden bir şey alıp götürmemiştir” der.56 Fakat Nerval ve Flandin Tanzimat modernleşmesi
konusunda Rogier kadar yapıcı değildirler. Flandin, Beşiktaş Sarayı hakkında şunları söyler: (Res. 1)
Türk mimarisiyle Yunan stilinin bir karışımıdır: Korint stilindeki mermer sütunlar boyanmış ahşap
pavyonları taşır. Kendini beğenmiş cahillikleri içinde, bazı ilerlemiş Türklerin alışkanlıklarını,
beğenilerini ve doğal zevklerini Batı uygarlığı ve sanatı ile karıştırarak ortaya çıkardıkları garip
karmayı bunlardan daha iyi anlatan bir şey olamaz. Beşiktaş Sarayı büyük bir karikatürdür ve dikkati
daha az çeken diğer birçok konuda olduğu gibi, askeri kaputlu, kravatsız, kafasında mavi püsküllü
kırmızı başlık ve ayaklarında çorapsız pabuç bulunan reform Türk’ünün yansımasıdır.57
54 Karun Çekem, “Bilimkurgunun Romantik Kökenleri”, Romantizm, İstanbul: Pinhan Yayıncılık, 2021, 324.
55 Camille Rogier, La Turquie: Mœurs et usages des Orientaux au XIXème siècle, Paris: Lemercier, 1847, 6.
56 Rogier, La Turquie: Mœurs et usages des Orientaux au XIXème siècle, 5.
57 Eugène Flandin, İstanbul, İstanbul: Zodyak Kitap, 2014, 24.
68

