Page 67 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 67
tarih çevresi
en önemli araçtır; hayatın içinden gördüklerini, dikkatini çeken detayları estetiksel bir çerçevede aktaran
ve her ne kadar kendisini kentsel akışın içine bırakmış gibi görünse de detaylarda aykırı noktalar aramaya
adanmış kişi olarak tanımlanır.39 Kaldırım taşları, dükkân tabelaları, geçitler, meydanlar, pasajlar, mağazalar
gibi modernleşme unsuru taşıyan her detay gözlemlenir. Bu anlamda, modern hayatın burjuvalarının ve
seyyahlarının da birer flaneur olduğunu söylemek yanlış olmaz. Şehrin her detayına kendilerini bırakırlar
ve bir sanatçı bakış açısıyla; takip edilmesi gereken izleri takip ederler, modern değişimleri gözlemlerler
ve kendilerinde uyandırdıkları hazlar, endişeler hafızalarında yer edinir.40
Çeşitli toplumsal olaylar da ekonomik ve siyasi dönüşümlerin yanı sıra oldukça gündemdedir. Sokak
şiddetleri bu olayların merkezindedir; düellolar halen devam etmekte, sosyal hayatta yönetici sınıftan
tüccarlara kadar birçok erkek şiddetin bir parçası olmaktadır.41 Özellikle 1830’lu yıllar sokak olaylarının,
basına yansıyan çekişmelerin, halk ve devlet arasındaki tansiyonun tırmandığı yıllardır.42 Üstelik şiddet,
20-30 yaşlarında genç burjuvaların “erkek olduklarını kanıtlamak” ve toplum içinde sosyal bir statü
kazanmak için, sokakta, kabarelerde, tiyatro salonlarında, kulüplerde ya da çalışma yerlerinde sıklıkla
başvurduğu bir yöntem olarak görülmektedir.43 Evliliklerde de kadına karşı bu türden bir şiddeti
yasaklamayı amaçlayan iki milletvekili, 15 Nisan 1845 tarihli Le Globe gazetesinde yazılan habere göre,
kimi adamların kendilerini aldatan kadınları öldürdüklerini, bu şekilde Yunan, Roma ve Türk adetlerini
canlı tuttuklarını söylerler.44
Paris’te, yüzyılın ortalarında Osmanlı haremiyle ilişkilendirilen çeşitli genelevler de vardır;
bunlardan birisi Maison Orientale adıyla anılmakta ve sahibine de la Turque denilmektedir.45 Avrupa’da
yükselen burjuvaziyle birlikte eş zamanlı olarak artan kurumsal cinsellik de söz konusudur.46 Doğu’nun
hayali harem hayatını Paris’te canlı tutmak isteyen Fransızlar için kölelik kavramının Avrupa’nın harem
rüyasına hizmet ettiği görülür. Bu bakımdan, Batı için Doğu’daki köle ticareti bile zevk düşkünlüğü
sebebiyle yapılmaktadır; cinsel arzu her zaman ön plandaymış gibi algılanır ve Hristiyanların cenneti
39 Richard Wrigley, “Unreliable Witness: The Flaneur as Artist and Spectator of Art in Nineteenth-Century Paris”, Ox-
ford Art Journal, Vol. 39, No.2, Oxford University Press, 2016, 278.
40 Wrigley, “Unreliable Witness: The Flaneur as Artist and Spectator of Art in Nineteenth-Century Paris”, 273.
41 François Guillet, “La tyrannie de l’honneur. Les usages du duel dans la France du premier XIXe siècle”, Revue His-
torique, T. 308, Fasc. 4 (640), Violences et Domination, Presses Universitaires de France, Octobre 2006, 887.
42 Jo Burr Margadant, “Gender, Vice, and the Political Imaginary in Postrevolutionary France: Reinterpreting the Fai-
lure of July Monarchy, 1830-1848”, The American Historical Review, Vol. 104, No. 5, Dec, 1999, 1494-1494.
43 Guillet, “La tyrannie de l’honneur. Les usages du duel dans la France du premier XIXe siècle”, 890-895.
44 Guillet, “La tyrannie de l’honneur. Les usages du duel dans la France du premier XIXe siècle”, 890-893.
45 Gonca Güçsav, Odalık: Görünmeyeni Sergilemek, İstanbul: Yapı Kredi Yayınları, 2012, 21.
46 Edward W. Said, Şarkiyatçılık: Batı’nın Şark Anlayışları, İstanbul: Metis Yayınları, 1999, 202.
66

