Page 79 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 79
tarih çevresi
geliştirmesi İslam tarafından her daim desteklenmiştir. Böylece İslam hem kadının varoluşunu gerçekleştirir.
Hem de kadının kendi varoluşunu gerçekleştirmesi sağlayarak ailenin varoluşunu da gerçekleştirmesine olanak
tanımıştır. Birgiyef erkeklerin her vazifesini kadınların yerine getirebileceğini iddia eder. Sosyal yaşamda
kadınların vazifelerini erkeklerin yerini getiremeyeceğini iddia eder (Bigiyef, 2018).
Kadın ile ilgili diğer bir olumsuz iddia ise onun uğursuz olarak kabul edilmesidir. Hazreti İmam Ahmed
Müsned’inde rivayet etmektedir: İki adam Hazreti Ayşe’nin yanına gidip, “Ebu Hureyre, Hazreti Peygamberin
‘Uğursuzluk ancak kadında, binek hayvanda ve evdedir.’ dediğini rivayet ediyor, ne dersin?” diye sordular. O,
“Söylediğinden dolayı aklım başımdan gitti ve yarısı göğe, yarısı da yere savruldu.” dedikten sonra şu cevabı
verdi: “Kur’an’ı Ebu Kasım’a indiren Allah’a yemin ederim ki, Hz. Peygamber böyle söylemiyordu. Fakat
Allah’ın Peygamberi şöyle buyurmuştu: Cahiliye insanları şöyle derlerdi: ‘Uğursuzluk kadınla, evde ve binek
hayvandadır.’” Sonra Hazreti Ayşe şu ayeti okudu: Hadid 57/22 “Ne yerde ne de kendi canlarımıza meydana
gelen hiçbir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce bir kitapta yazılmış olmasın. Doğrusu bu Allah’a
kolaydır.” (Ez-Zerkeşi, 2014, s. 40). Bu ifadeler Hz. Peygamberin kadının uğursuz olduğunu şiddetle reddettiğini
göstermektedir. İnsanın başına gelen musibetlerin ve imtihanların kadın varlığı ile ilgisi olmadığını bu ayeti
kerime ispatlamış olmaktadır.
Kadının, Toplum İçinde Üç Kimliği Vardır
Kadın toplumca üç toplumsal kimliğiyle bilinmektedir. Birincisi, kadın, sadece ev içinde ve ev-çocuk-
eş üçgeninde gerekli bir varlıktır. İkincisi, kadının toplum içinde insani yetenekleriyle değil de cinsiyet
özelliğinin ön plana çıkarılması. Üçüncüsü, kadının toplumda tanınması kendine özgü yeteneklerinin var
olmasıdır. Bu üç konumdan birinci konumu ile aile kelimesi anaların sıfatıdır. Zira çocukların terbiyesi onun
elindedir. Terbiyede şefkatli ve merhametli yaklaşım analara özgü bir hünerdir. Erkeklerin kalbi bir arştır, bir
tahtır. Bu arşın melikesi, kraliçesi ancak edepli ve iffetli bir kadın olabilir (Bigiyef, 2018). Burada kadın kendi
varlığını ortaya koymuş olabilir mi? Öyle anlaşılıyor ki Carullah’a göre, kadının eşlik ve annelik ile kendi
özüne ait kimliğini ortaya koymuş olduğunu iddia edilmiştir. Bu bağlamda kadının annelik kimliği ile kendi
özünü var ettiğini iddia edebilmemiz için tarihe bakmak gerekir.
İkinci kimlikte ise kadının, sadece cinsel kimliği ile tanınması durumudur. Kadının toplumda sadece
cinsel kimliği ile kabul görmesi onu hem topluma hem kendine yabancılaştırır. Çünkü böylesi bir durumda
kadın kendi benliğiyle varoluşu ile değil de cinselliğiyle ön plana çıkarılmaktadır. Bu durumu ya kadının kendisi
yapmaktadır ya da başkaları kadının cinsiyetini ön plana çıkararak onun özünden uzaklaşmasına neden
olmaktadır.
Üçüncü kimlikte kadın kendini bilen ve yeteneklerini ortaya koyan ve yeteneklerini geliştiren bir birey
olarak varoluşunu ortaya koyar. Üçüncüsü kadının varoluşu tam olarak gerçekleştirmesine imkân tanımaktadır.
78

