Page 83 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 83
tarih çevresi
ilmiyle bütün hanımların ilmi mukayese edilse Hz. Ayşe’nin ilminin daha üstün olduğu tespit edilirdi. Atâ ise,
“Hz. Aişe insanların geneli içerisinde en fakihi ve rey bakımından en iyisiydi.” demekteydi. Ebu Ömer İbn
Abdilberr şöyle der: O şu üç ilimde asrın tek otoritesiydi : Fıkıh, tıp ve şiir. Hanımların en fasih konuşanıydı.
Musa bin Talha, Hz. Aişe’den daha fasih kimse görmedim (Ez-Zerkeşi, 2014, s. 143). diye rivayet etmektedir.
Onun ilgili rivayetleri çoğaltmak mümkündür. Hz. Aişe’nin hayranlık uyandıran tavırlarından biri de kadın
haklarıyla ilgiliydi. Kadınlara imamlık ederdi. Ona göre kadınlar hayatın her alanında rol almalıdır. Öyleki
Cemel Vakasında ordu komutanlığı yapmıştır (Öztürk, 1998).
Hülasa Hz. Aişe, iyi bir hatip, fakih, tıp bilgini, poetika, siyasetçi kimliklerinin yanında müminlerin
annesi Hz. Peygamber’in eşiydi. O kendisini geliştirmiş bir kadındı. Bugün bize Hz. Peygamberin söz, fiil ve
davranışları ulaşmışsa bunda onun katkısı yadsınamaz. Dolayısıyla Hz. Aişe’nin İslam dininin varoluşunun
bugünlere gelmesinde çok büyük etkisi vardır. Hz. Aişe varoluşu bir anlamda Hz. Muhammed (s.a.v) ile kurduğu
ailede hem ben varım hemde ailem var diyebilen güçlü kadın portrelerden biridir.
Hz Fatıma
Hz. Fatıma Hz. Peygamber’in (s.a.v) dördüncü kızıdır. Erkek çocuğun her baba ve her aile içinde övünç
olduğu bir toplumda yaşamış ailenin son kız evladıdır. Bu kız ailenin bütün iftiharının ve kazanılan bu yeni
durumun varisidir. Bu onur kandan, topraktan ve tevarüs edilen bir onur değil; iman, cihat, devrim, düşünce,
insaniyet bahseden vahiy kaynaklı bir onurdur. Hz. Fâtıma Hz. Peygamberin tek varisidir. Allah Kevser
Sûresinde “Bak biz sana bol nimet verdik. O halde yalnız rabbine kulluk et ve yalnız onun adına kurban kes. “
Ali Şeriati’ye göre, sana ise kevseri verdikten kasıt Hz. Fatıma’dır. Bu zamanın derin vicdanında oluşan büyük
bir devrim olarak karşımıza çıkmaktadır. Bugün bir kız çocuğu babasının değerlerinin sembolü ve ailenin sahip
olduğu tüm imtihanların varisi olmuştur. İlahi adalet zincirinin son halkası Hz. Fâtıma’dır. Bu dinle kadın böyle
özgürleşir (Şeriati, 2017). Hz. Peygamber’in (s.a.v) tek varisinin kızı olması çağlar ötesine gönderme yaparak
kız çocuğunun değerini ifade etmektedir. Bugün kimsesiz diye küresel güçler tarafından Epstein adasında
tutularak zulmedilen kız çocuklarının çığlığına, bugün miras hakları ellerinden alınan kız çocukları ve faili
meçhule giden kız ve kadın cinayetlerine çağlar ötesinden gelen bir devrim niteliği taşımaktadır.
Nitekim Hz. Fatıma bir kız olarak ailenin iftiharlarının varisidir. Atalarının değerlerinin varisidir. Bir
oğlan çocuğunun yerine babasının itibar ve soy ağacının devam ettirecek olan kişidir. Yine Hz. Peygamber
(s.a.v) Hz. Fatıma’nın yüzünü ve iki elini öperdi. Bu tavırların öyle bir toplumda ailenin ve toplumun insanlık
dışı davranışlarına bulunulmuş devrimci bir darbe olarak (Şeriati, 2017) görmek mümkündür. Sadece geçmişte
değil bugün hala soy nedeniyle kız çocuğunun bir evlat olarak kabul edilmesinde birtakım problemlerin devam
edegeldiğini görmek mümkündür. Hz. Peygamber (s.a.v) ve Hz. Fatıma bize örnek bir baba kız portresi
çizmektedirler. Hz. Peygamber’in (s.a.v) kızı Fatıma ile olan ilişkisi hepimiz için en güzel örnektir.
82

