Page 80 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 80
tarih çevresi
Bütün bu roller toplumun bize öyle olmamızı istediği için oluşturulmuştur. Bu rollerin kadının varoluşuna
etkisi var mıdır ya da bir medeniyetin varoluşuna kadın rollerinin etkisi var mıdır? Elbette ki vardır, bir
medeniyetin var oluşunda kadının üstlendiği rollerden ziyade kadının kendi varlığına bağlanmak gerektiğini
düşünmekteyim. Kadına verilmiş pek çok roller var, biz bunun varlığını o roller çerçevesinde değerlendiriyoruz.
Halbuki kadının varlığı aslında bir birey olarak “varlığı kendi özünden olan (kendine özgü olan)” bir varlıktır.
Kimlik anlamında bulunduğu topluma karşı aidiyet duygusu gelişen kadın her daim kendinin ve toplumun
varoluşuna katkı sağlar. Bu iki kimliği geliştiren çok sayıda kadın vardır. Bu kadınlardan birkaç örnek vermek
istiyoruz: Hz. Meryem İslam varoluşuna büyük katkısı olan Hz. Hatice ve Hz. Aişe nihayette Hz. Fatma’dan
söz etmek gerekmektedir.
Bu Üç Kimliği Kendinde Taşıyan Kadın Portreler
Hz. Meryem
İnsanlık tarihinin peygamberlerden sonra en önemli şahsiyeti Hz. Meryem’dir Hz. Meryem’in varlığı
insanlığa ve medeniyete çok şeyler vermiştir. Âlî İmran suresi 35 ayeti kerimede Hz. Meryem’in annesi şöyle
dua etmekteydi: “Rabbim! Rabbim karnımdaki çocuğu azatlı bir kul olarak sırf sana adadım adağımı kabul
buyur şüphesiz hakkıyla işiten ve bilen sensin.” Hz. Merhem’in annesinin ağzından çıkan hür kavramı erkek
çocuğunu ifade etmektedir. Azatlı ve hür kavramı o dönem İsrailoğullarının sosyal yapısı hakkında önemli
ipuçları vermektedir. Kadında köleleştirmeyi ve kendisine hiçbir statüsü verilmediğini, buna karşılık erkeklerin
kadınların önünde yer aldığı, değer verildiği ve hatta hürriyete denk olarak kabul edilecek kadar kutsandığı bir
sosyal yapı ile karşı karşıya bulunuyoruz. Bu dönemin; erkeklerinin kadınları bir eşya gibi gördüğü, insanlığın
yüz karası olan tarihi bir kesit olduğu anlaşılmaktadır (Bayraklı, 2002).
“Onu doğurunca, Ey Rabbim dedi: Bak bir kız çocuğu doğurdum.- Halbuki Allah neyi doğuracağını ve
erkek çocuğunun hiçbir zaman bu kız gibi olamayacağını bilmekteydi ve ona Meryem ismini verdim.
Lanetlenmiş şeytana karşı onu ve soyunu korumanı diliyorum.” Âlî Îmran 36. ayetten anlaşılacağı üzere kız
çocuğu doğduğundan dolayı üzüldüğünü ve erkeği kızdan üstün gördüğünü ifade eden İmran’ın hanımı kızını
şeytanın ve insanların etkisinden korunmasını yüce Allah’tan dilemektedir. Böylece yüce Allah erkeğin üstün
görünmesine bir son vermek için ilk devrimi kendisi yapmıştır. Burada, kız çocuğunun küçümsenerek yapılan
duanın yersiz olduğunu ayet ifade etmiş ve bunu eylemiyle göstermiştir. Erkek çocuğunun yüceltilip kız
çocuğunun horlanmasının yanlışlığı ifade edilmiştir (Bayraklı, 2002).
Allah yerde sürünen kadının mihraba çıkacak kadar yükseltilmesine sebep olan hazreti Meryem’in
eğitiminin temel değerlerini de beraberinde getirmektedir. “Hani melekler şöyle demişlerdi: “Ey Meryem Allah
seni seçti. Seni tertemiz yarattı ve seni bütün dünya kadınlarının üstünde bir konuma çıkardı. Ey Meryem
rabbine huşu ile bağlan secdeye kapan ve rüku edenlerle birlikte rüku et. “ Âlî Îmran 42-43. Hz. Meryem
79

