Page 76 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 76

tarih çevresi

edilmesini devletin potansiyel gücünün azalmasına yol açtığını düşünmesi ile Isparta’nın kadınları kamusal
alana dahil eden yapısını, Atina’nın kapalı modeline tercih eder (Platon (Eflatun), 2020). Platon’da ailenin
varoluşu veya kadının aile içinde kendini gerçekleştirmesi gibi bir durumdan ziyade devletin varlığının tesisinin
ön plana çıkarıldığı görülmektedir. Platon Devlet kitabında geleneksel aileyi ortadan kaldıracak bir formda
aileyi sunar. Platon’un sınıflı toplumundaki koruyucular sınıfında kadınlar ve çocuklar ortaktır. Bu devlette
hiçbir kadın tek bir erkekle özel bir evde yaşamaz ve hiçbir ana-baba kendi çocuğunu tanımaz. Platon’a göre
kadın eve hapsedilmemelidir. Dolayısıyla Platon’un Devlet diyaloğuna göre, kadının varoluş kaynağı aile değil
devlet hizmetçisidir. O kadının biyolojik bir anneden çok devletin bekasının koruyucusu ve erdeminin bir timsali
olarak betimlenmiştir (Platon, 2010).

       Platon’un aksine Aristoteles’e göre aile (oikos), insanın toplumsal bir varlık olmasının en temel ve ilk
basamağıdır. Şehir (polis), insanların birleşerek aileyi, ailelerin birleşerek köyleri, köylerin birleşerek tam
yetkinliğe sahip şehri oluşturmasıyla ortaya çıkan topluluktur. Aile, doğanın insanların günlük
ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurduğu bir topluluktur. Aristoteles, doğada yöneten ve yönetilen arasında temel
bir ayrım olduğunu ve bunun ailenin her parçasına yansıdığını savunur. Aile yönetimi üç kısımdan oluşur.
Efendi-köle, baba-çocuk ve koca-karı ilişkisi.

       Cinsiyetler Arası Hiyerarşi Aristoteles, erkeğin doğası gereği kadından üstün olduğunu ve bu
nedenle erkeğin yöneten, kadının ise yönetilen konumunda bulunduğunu belirtir. Ancak erkek ve kadının rolleri
arasındaki fark kalıcıdır. Doğa, erkeği yönetmeye daha uygun kılmıştır. Aristoteles’e göre kadınlar ve erkekler
erdeme sahip olabilirler, ancak bu erdemlerin niteliği ve işleyişi cinsiyete göre değişir. Kadın ve erkeğin
ölçülülüğü, cesareti veya adaleti aynı değildir. Erkeğin cesareti komuta etmede, kadının cesareti ise itaat etmede
kendini gösterir. Aristoteles, Sophocles’ten alıntı yaparak “sessizliğin bir kadının süsü” olduğunu, ancak bunun
bir erkek için geçerli olmadığını vurgular. Kaynaklara göre, bir köle karar verme yetisinden yoksundur; bir
çocukta bu yeti henüz gelişmemiştir; bir kadında ise bu yeti vardır ancak etkisizdir” veya zayıftır (Aristoteles,
2020).

       Kadının varoluşsal tamamlanması Aristoteles sisteminde aile ile sıkı sıkıya bağlıdır, çünkü kadının
kamusal alandaki rolü ancak aile üzerinden şekillenir. Kadınların ve çocukların devletin yapısına uygun şekilde
eğitilmesi hayati önem taşır; çünkü kadınlar özgür nüfusun yarısını oluşturur ve çocuklardan geleceğin
vatandaşları meydana gelir. Aristoteles, Sparta’daki kadınların yasaların dışında bırakılmasının ve lüks içinde
yaşamasının devlete zarar verdiğini belirtir. Kadınların kötü yönetildiği bir toplumda, devletin mutluluğunun
yarısının tehlikede olduğunu savunur. Sparta’da arazinin büyük bir kısmının kadınların eline geçmesi gibi
düzensizliklerin, nüfus azalmasına ve devletin çöküşüne neden olduğunu analiz eder. Aristoteles, Platon’un
ideal devletinde savunduğu kadınların ve çocukların ortak olması fikrine şiddetle karşı çıkar. İnsanlar kendilerine
ait olanı sever ve onunla ilgilenirler. Herkesin ortak çocuğu veya eşi olan bir sistemde, kimse gerçek anlamda
kimseyle ilgilenmez ve aile bağları zayıflar. Doğal Sevgi/Philia, ailenin varlığı, devleti bir arada tutan en güçlü

                                                               75
   71   72   73   74   75   76   77   78   79   80   81