Page 73 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 73
tarih çevresi
Aile kelimesi Arapça bir kelime aile, ev/beyt ve konak/menzil anlamında kullanılmaktadır. Her iki kavram
da sözlükte sadece insanı ve insan topluluğunu ilaveten topluluğun birlikte yaşadığı mekâna gönderme yapar.
Bu anlamıyla aile korunmuş yer/ mekânı mahfuz anlamına da gelmektedir. Klasik dönemde aile kavramını
ifade eden Kur’ânî kavram, “Âlî Îmrân”, Âlî Muhammed” örneklerinde olduğu gibi, âl kavramıdır. Türk İslam
Ahlakında kullanılan “Hanedanı Muhammed” ile “Ehli Aba” kavramlarıdır. Osmanlı ahlakçıları da “Hane”
kavramını aile anlamında kullanmaktadırlar. Klasik dönem ahlak felsefecileri, aileyi eşler, çocukları ve
hizmetlileri olmak üzere üç grup insanla tanımlamaktadır. Bu tanıma dede ve nine eklenmesiyle iki neslin
birlikte yaşadığı topluluk çekirdek aileyi, üç nesil birlikte yaşadığında ise geniş aileyi ifade etmektedir. İbni
Sina aile ahlakını ifade ederken tedbirul menzil/evin idaresi kavramını kullanmıştır (Görtaş, 2019). İslam
ahlakçıları ailenin üç sebebe binaen var olduğundan bahsetmektedirler: Birinci sebep, doğal ihtiyaçlar olup bu
beslenme ve giyinme gibi doğal ihtiyaçlardır. İkinci sebep insan neslinin devamı, üçüncü sebep, düzenli ev
hayatı ile insanın mal ve canının korunmasıdır (Görtaş, 2019). Aile varoluşunu sağlayan ilkeler ise, sevgi ve
adalettir. Kazeruni, aileyi özel sevgi ve dost topluluğu olarak değerlendirmektedir. Sevgi, ailede ve toplumda
birlikte sürekli yaşamanın sebebidir. Sevgi ailedeki yetkinliğin ve kemalin sebebidir. Böylece yuvaları şenlenir.
Eşler bu sebeplerle karşılıklı olarak aralarındaki iyiliklerin korunmasını isterler. İbn Miskeveyh, ailede sevginin
varlığını birbirine benzerlik ile temellendirir. Aynı türden olan yalın cevherler benzeşip birbirlerini çekince
onlar ahenkli olarak birleşir bir bütün oluştururlar. Bundan sonra tek bir şey olurlar onları ayıran bir şey olmaz
(Görtaş, 2019). Adalet, aile varoluşunun sürdürülebilmesi için varlığına ihtiyaç duyulan bir erdemdir. Adalet
ailedeki uyum ve dengeyi sağlar. Tusi’ye göre ailede adalet, insan için en iyi şey olup güzel bir geçim ve
yaşantıdır. Aile ahlakı sosyal düzen ve yönetim sanatıdır (Görkaş, 2019) şeklinde tanımlamak mümkündür.
“Kadın” sözcüğünün etimolojik dönüşümüne bakıldığında xwat-yn > hatun > katun > kadın şeklinde kabul
edilmektedir. Anlamının ise “kraliçeden soylu kadınlara, oradan da yetişkin dişi bireye” doğru genişlediği
görülmüştür (Işık, 2018). Yine Dede Korkut’ta geçen Salur Kazan hikayesinde Bican Bey bir kız çocuğu doğarsa
adını Banu Çiçek koyacağını ifade etmiş. Bu hikayede geçen Banu, ismi hanım, kadın ve kraliçe anlamlarına
gelmektedir. Dolayısıyla kadın kavramı etimolojik anlamına bakıldığında kraliçe anlamına gelirken, kelime
anlamı olarak kadın kelimesine bakıldığında TDK sözlüğünde şu ifadeler karşımıza çıkmaktadır: “Kadın, erişkin
dişi insan, hatun, kişi zen; analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri ve becerileri olan, hizmetçi
bayan, bayan anlamlarına gelmektedir (kadın ne demek TDK Sözlük Anlamı, t.y.). Varlık Yunanca “on” (var-
olan), İngilizcede “being”, Osmanlıcada ise vücûd ve mevcûd kelimelerinden türetilen varlık bilimi anlamına
gelen, “On”un anlamının ise, şu an, gerçeklik ve sahip olunanları ihtiva ettiği görülür. Ontoloji varlığı ele alan
felsefe disiplininin adıdır. Varlık kelimesinin Arapça karşılığı olarak vücud kelimesinin mastarı olan ve-ce-de
kelimesi ise, bulmak anlamını ihtiva etmektedir. O halde varlık olmak ise hem bulmak hem de bulunmak
eylemlerini birlikte içerir. “Ben buradayım.” demek, aynı zamanda “varlığımı fark edin” anlamına gelmektedir.
Öte yandan her var olma eylemi, idrak etme ve farkında olma eylemlerini de içermektedir (Eroğlu, 2025a).
Oikos kavramından başlayarak kadın bir egzistans olarak ailenin içinde kendi varlığını fark ediyor mu
72

