Page 70 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 70
tarih çevresi
Efendimiz, hata yapan çocukları (veya gençleri) toplum içinde rezil etmez, onlara hakaret etmezdi. Bir
hata gördüğünde “Bana ne oluyor ki sizi böyle görüyorum?” diyerek genel bir uyarıda bulunur ya da hatayı
yapan kişiye özel, şefkatli bir dille doğrusunu öğretirdi.
Modern psikolojideki “Hata, öğrenme için bir fırsattır”, ilkesiyle örtüşmektedir. Korku temelli disiplin
yerine, sevgi ve farkındalık temelli disiplini esas almıştır.
Albert Bandura’nın “Öz-yeterlilik” kavramı, çocuğun bir işi başarabileceğine dair inancını geliştirilmesini
savunur. Enes b. Malik (r.a.) daha çocuk yaştayken Peygamberimizin yanına verilmiş ve ona önemli sırlar,
görevler tevdi edilmiştir. Enes (r.a.) der ki: “On yıl ona hizmet ettim, bana bir kez bile ‘öf’ demedi, ‘niye böyle
yaptın’ veya ‘şunu neden yapmadın’ diye sormadı.” (Müslim) Çocuğun kişiliğine değil, eylemine odaklanmak
ve ona alan açmak. Bu, günümüzdeki Montessori eğitim modelinin “Kendi başıma yapabilmem için bana
yardım et” felsefesinin bizzat uygulanmış halidir. Daniel Goleman’ın popülerleştirdiği “Duygusal Zekâ”
başkasının hislerini anlama yetisidir. Kuşu ölen küçük bir çocuğun (Ebu Umeyr) yanına taziyeye gitmesi, onun
üzüntüsünü paylaşması muazzam bir empati örneğidir. “Ey Ebu Umeyr, serçecik ne yaptı?” diyerek onun acısını
küçümsemeden paylaşmıştır.
Bu, modern psikolojideki “duyguların onaylanması” tekniğidir. Çocuğun duygusu onaylandığında,
duygusal regülasyon (kendini sakinleştirme) becerisi gelişir.
Sonuç olarak, Hz. Muhammed (sav)'in çocuklara yaklaşımı; insan onurunu merkeze alan, sevgiyi
disiplinin temeline yerleştiren, hatayı gelişim fırsatına dönüştüren ve merhameti karakter inşasının özü kabul
eden bir eğitim anlayışıdır. Bu yaklaşım; Sigmund Freud’un vicdan çözümlemeleriyle, Carl Rogers’ın koşulsuz
kabul ilkesiyle, Albert Bandura’nın öz-yeterlilik kuramıyla ve Daniel Goleman’ın duygusal zekâ perspektifiyle
yalnızca çatışmamakta; bilakis aynı hakikatin farklı kavramsal dillerle ifade edilmiş biçimleri olarak birbirini
teyit etmektedir. Böylece İslam’ın takva, merhamet ve sorumluluk merkezli insan tasavvuru, modern
psikolojinin bulgularıyla paralel bir çizgide, insan fıtratına uygun bütüncül bir terbiye modelini ortaya
koymaktadır.
69

