Page 68 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 68
tarih çevresi
2. PSİKOLOJİK EKOLLERLE BAĞLANTI: MERHAMET, VİCDAN VE İÇ SES
Annenin kurduğu bağ, psikolojideki birçok temel kavramla doğrudan örtüşür. Bu kavramlara aşağıda
yer verilmiştir.
Bağlanma Teorisi (John Bowlby & Mary Ainsworth)
Psikolojide “Güvenli Bağlanma”, annenin çocuğun ihtiyaçlarına duyarlı ve tutarlı cevap vermesidir.
Annenin çocukla kurduğu ilk temas, Bowlby’nin ifadesiyle “Güvenli Üs” (Secure Base) kavramını oluşturur.
Anne, çocuğun ihtiyacına merhamet ve rıfk ile cevap verdiğinde, çocuk dünyayı “tehlikeli bir yer” değil,
“güvenli bir liman” olarak kodlar. Bu güven, çocuğun ileride Allah’a karşı duyacağı tevekkül duygusunun ilk
çekirdeğidir. Eğer bir çocuk annesinin dizinin dibinde kendini güvende hissetmiyorsa, yetişkinliğinde “Allah
bana yardım eder” (tevekkül) duygusunu kalbiyle hissetmesi psikolojik olarak çok daha zorlaşır.
Bağlanma kuramının en kilit noktası “İçsel Çalışan Modeller”dir. Bu model, annenin çocuğa davranış
şeklinin çocuğun zihnine “bir yaşam şablonu” olarak kazınmasıdır. Peygamberimizin dürüstlük konusundaki
hassasiyeti (hurma örneği) veya çocuğun hatasını azarlamadan düzeltmesi (hurma ağacını taşlayan çocuk
örneği), çocuğun zihnindeki “ben” algısını şekillendirir. Anne çocuğa “değerli bir emanet” gibi davrandığında,
çocuk bu sesi içselleştirir. Bowlby’nin sisteminde bu, kişinin kendine dair geliştirdiği “Ben sevilmeye değerim”
inancıdır. İşte bu inanç, bizim konuştuğumuz öz-şefkatin ta kendisidir. Kendi iç sesinde annesinin şefkatli ve
doğru rehberliğini duyan bir birey, hata yaptığında kendini acımasızca dövmek yerine, “Ben Allah’ın değerli
bir emanetiyim, hata yapsam da onarabilirim” diyerek kendine nazik davranır.
Ahlak inşası ise bu bağın doğal bir sonucudur. Bowlby’e göre çocuk, kuralları korktuğu için değil, bağ
kurduğu kişiyi model aldığı ve o bağı korumak istediği için benimser. İslam’daki “temsil” makamı tam olarak
buraya oturur. Anne, yaşayan bir model olarak dürüstlük ve merhamet sergilediğinde, çocuk bu ahlaki değerleri
bir “dış kural” olarak değil, “güvenli bağın bir parçası” olarak alır. Sonuçta; annesinden güvenli bağlanan çocuk,
hem kendiyle barışık bir özşefkat geliştirir, hem topluma karşı merhametli olur, hem de Yaratıcı’sıyla olan
“dikey bağlanmasını” (iman ve teslimiyet) sağlam bir zemin üzerine inşa eder. Bu zincirde anne, fıtratın
emanetçisi ve ruhun ilk mimarıdır.
Winnicott’a göre anne, çocuğu için bir aynadır. Çocuk annesinin gözlerinde kim olduğunu görür.
Annenin çocuğuna “Allah’ın bir emaneti ve kıymetli bir kulu” gibi bakması, çocukta izzet-i nefs (onur
ve özsaygı) oluşturur. “İç ses”, annenin çocuğuna hitap şekliyle şekillenir. Eğer anne merhametli bir dille
konuşuyorsa, çocuğun iç sesi de şefkatli olur.
Çocuklar duyduklarını değil, gördüklerini yaparlar. Annenin sabrı, duası ve ahlakı, çocuğun zihninde
“ideal insan” şablonunu oluşturur. Vicdan, annenin olaylar karşısında gösterdiği ahlaki duruşun kopyalanmasıyla
inşa edilir.
67

