Page 63 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 63

tarih çevresi

      Çocukta İslami Eğitim ve Ahlak İnşasında Annenin Rolü

                                                                      Uzman Aile Danışmanı Fatma Zehra ÇAVDAR*

       Anne Kavramı ve Toplumlarda Anneye Bakış
       Annelik, insanlık tarihinin en kadim olgularından biri olmasına rağmen, modern psikoloji ve sosyoloji
literatüründe biyolojik bir işlevin ötesine geçerek karmaşık bir inşa süreci olarak tanımlanır. Bu süreç, bireyin
ruhsal haritasının ilk çizgilerini belirleyen bir ilişkiler bütünüdür. Özellikle psikanalitik nesne ilişkileri kuramının
öncüsü Melanie Klein’a göre annelik, bebeğin dış dünyayla kurduğu ilk ve en hayati bağın merkezinde yer alır.
Klein, anneliği bir “içselleştirme” süreci olarak ele alır. Bebeğin zihninde anne, başlangıçta bütünsel bir birey
değil; ihtiyaçların karşılandığı “iyi” ve engellenmişlik hissinin yaşandığı “kötü” parçalardan oluşan bir nesnedir.
Klein’ın perspektifinde annelik, çocuğun kendi iç dünyasındaki yıkıcı haset duygularıyla baş etmesini sağlayan
ve sevgiyi onarıcı bir güç olarak konumlandıran bir tampon mekanizmasıdır.
       Klein’ın bu yoğun ve bazen karanlık iç dünyasına karşın, Donald Winnicott “Yeterince İyi Anne”
kavramıyla annelik tanımına daha esnek ve rahatlatıcı bir boyut kazandırmıştır. Winnicott’a göre annelik,
kusursuz bir adanmışlık değil, bebeğin büyümesine alan açan bir “kapsayıcılık” halidir. İdeal annelik, bebeğin
her ihtiyacını anında karşılayan mükemmeliyetçilikte değil, aksine hayatın getirdiği kaçınılmaz hayal
kırıklıklarını bebeğe doze ederek sunan bir rehberliktedir. Bu noktada anne, çocuğun kendi özerkliğini
keşfedebileceği güvenli bir “geçiş alanı” sağlar. Annenin görevi, bebeğin tümgüçlülük illüzyonundan kopup
gerçek dünyaya uyum sağlamasına yardımcı olmaktır.
       Sürecin gelişimsel boyutu Margaret Mahler tarafından bir “ayrışma-bireyleşme” yolculuğu olarak
nitelendirilir. Mahler için anne, çocuğun dış dünyaya doğru attığı cesur adımlarda arkasına bakıp güven
tazelediği bir “duygusal yakıt ikmali” istasyonudur. Burada annelik, çocuğu kendine bağımlı kılmak değil,
onun kendi bağımsız kişiliğini inşa etmesi için gereken güvenli üssü sağlamaktır. Mahler’in tanımında anne,
varlığıyla çocuğun bireyleşme cesaretini besleyen bir refakatçidir.
       Annelik olgusuna sosyolojik bir pencereden bakan Adrienne Rich ise, konuyu bireysel deneyimin ötesine
taşıyarak toplumsal bir kurumsallaşma üzerinden eleştirir. Rich’e göre “deneyim olarak annelik” ile “kurum
olarak annelik” arasında keskin bir fark vardır. Sosyolojik düzlemde annelik, tarih boyunca ataerkil yapılar
tarafından idealleştirilmiş, kuralları belirlenmiş ve kadına yüklenmiş bir toplumsal görev olarak

         * zehracavdar20@outlook.com

                                                               62
   58   59   60   61   62   63   64   65   66   67   68