Page 66 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 66

tarih çevresi

       Annenin Psikolojik İyi Oluşunun Çocuğa Etkisi

       Annenin psikolojik iyi oluşu, çocuk için sadece bir huzur ortamı değil, bizzat çocuğun kendi kimliğini
üzerine inşa ettiği temel zeminidir. Nesne ilişkileri kuramının dev ismi Melanie Klein’a göre, bir bebeğin en
erken dönemdeki en büyük görevi, kendi içindeki yoğun kaygı ve yıkıcı dürtülerle baş etmektir. İşte bu noktada
annenin psikolojik durumu devreye girer. Klein, “Yansıtmalı Özdeşim” kavramıyla annenin bir “konteynır”
(kapsayıcı) işlevi gördüğünü belirtir. Bebek, tahammül edemediği korku ve öfkeyi anneye yansıtır. Eğer anne
psikolojik olarak sağlıklı ve dengeliyse, bu ham ve yakıcı duyguları kendi zihninde işler, sakinleştirir ve çocuğa
“katlanılabilir” bir biçimde geri verir. Ancak annenin kendi iç dünyası depresyon, yoğun kaygı veya çözülmemiş
travmalarla doluysa, bebeğin yansıttığı bu korkuları sindiremez; aksine onları daha da büyüterek geri yansıtır.
Bu durum, çocuğun dünyayı güvensiz ve saldırgan bir yer olarak kodlamasına neden olur.

       Wilfred Bion gibi Klein takipçisi uzmanlar, annenin bu işlevine “düşlem” (reverie) kapasitesi derler.
Annenin psikolojik iyi oluşu, onun bebeğinin fiziksel ihtiyaçlarının ötesinde, ruhsal dilini okuyabilmesini sağlar.
Psikolojik olarak tükenmiş (burnout) veya depresif bir anne, bebeğiyle “göz göze” gelse bile ruhsal bir temas
kuramaz. Bu “boş bakış”, çocukta “Ölü Anne Kompleksi” (André Green) olarak bilinen, annenin fiziksel olarak
var ama duygusal olarak ulaşılamaz olduğu bir boşluk duygusu yaratır. Çocuk, annesini “canlandırmak” için
kendi çocukluğundan vazgeçmek zorunda kalabilir veya ömür boyu sürecek bir anlamsızlık çukuruna düşebilir.

       Öte yandan, Donald Winnicott’un vurguladığı “birincil annelik bakımı” süreci, tamamen annenin o
dönemdeki ruhsal esnekliğiyle ilgilidir. Annenin psikolojik iyi oluşu, ona “yaratıcı bir yanılsama” ortamı sunma
şansı verir. Sağlıklı bir anne, bebeğin ihtiyaçlarını o kadar uyumlu bir şekilde karşılar ki, bebek başlangıçta
dünyayı kendisinin yarattığını sanır (tümgüçlülük evresi). Bu sağlıklı yanılsama, ileride çocuğun özgüvenli ve
yaratıcı bir birey olmasının yakıtıdır. Eğer anne kaygılıysa ve sürekli kendi duygusal ihtiyaçlarını çocuğun
önüne koyuyorsa, çocuk annesini memnun etmek için “Sahte Kendilik” (False Self) geliştirir. Yani çocuk, kendi
gerçek arzularını bastırıp sadece annesinin duymak veya görmek istediği kişi haline gelir.

       Sonuç olarak, annenin psikolojik sağlığı çocuk için bir “ayna” vazifesi görür. Çocuk o aynaya baktığında;
eğer sakin, güvenli ve sevgi dolu bir çehre görüyorsa, kendi varlığının değerli olduğuna inanır. Ancak aynada
yorgunluk, öfke veya donukluk varsa, çocuk bu kusuru kendinde arar. Dolayısıyla çocuğun ruhsal sağlığını
korumanın ilk yolu, annenin kendi psikolojik iyi oluşunu desteklemekten geçer; çünkü anne ne kadar “bütün”
ise, çocuk da o kadar “sağlam” bir zemin üzerine inşa edilir.

       Annenin Çocukluktaki Ahlak İnşasındaki Rolü

       Çocukta İslami eğitim ve ahlak inşasında annenin rolü, İslam medeniyetinde “ilk öğretmen” (muallim-i
evvel) ve “ilk okul” kavramlarıyla tanımlanır. Annenin bu süreçteki etkisi, sadece teknik bir bilgi aktarımı değil,
çocuğun ruh dünyasını ve karakter temelini şekillendiren derin bir fıtrat eğitimidir.

                                                               65
   61   62   63   64   65   66   67   68   69   70   71