Page 52 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 52
tarih çevresi
Derler ki: “Siz, evet siz, bize iyi niyetliymiş gibi görünerek gelirdiniz.”
Diğerleri, “Aksine” derler, “Siz inanmış kimseler değildiniz.
Bizim, sizin üzerinizde hiçbir etkili baskımız olmamıştı; bilâkis siz azgın bir topluluktunuz.
Sonuçta Rabbimizin hükmünü hepimiz hak ettik; artık (gerekli cezayı) mutlaka tadacağız.
Evet, sizi saptırdık, çünkü biz kendimiz sapmıştık.”
O gün onlar azap görmede ortaktırlar.
İşte biz suçlulara böyle yaparız!” (Saffât 37:27-34)
Kur’an’da inanç ve inanca dönük davranışlar açısından kadın erkek ayırımı söz konusu değildir. Ahlak,
iffet, harama yönelme gibi birçok davranışta özellikle eşlerin birbirlerini yönlendirmeleri söz konusu olduğunda
da sorumluluk bireyseldir. Kişi kendi inancı, kendi ahlakı ve kendi iffetinden sorumludur. Birçok toplumda
erkeğin kadınlara düşkünlük sebebiyle günaha daha yatkın olduğu, bunun bir problem olarak görülmemesi
gerektiği, evlenilecek kadınların ise kendini bu çeşit günahlardan daha fazla sakınması gerektiği şeklindeki
bakış açısı Kur’an’ın açıklamaları ile bağdaşmamaktadır. Aşağıdaki ayetler bu konuyu açıklar niteliktedir:
“Zina eden erkek ancak zinakâr veya müşrik bir kadınla evlenir, zina eden kadınla da ancak zinakâr veya
müşrik bir erkek evlenir. Bu müminlere haram kılınmıştır.” (Nur 24:3)
“Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler de kötü kadınlara lâyıktır. Temiz kadınlar temiz erkeklere,
temiz erkekler de temiz kadınlara yakışır. Onlar, iftiracıların kendileri hakkında söylediklerinden uzaktırlar;
onlar için bir bağışlama, değerli bir nasip vardır.” (Nur 24:26)
Görüldüğü gibi ayetler iffet konusunda kadın ile erkek arasında hiçbir fark gözetmemektedir. Her ikisinin
de ahlaki olarak aynı sorumluluğa sahip olduğu belirtilmekte ve evlilik konusunda toplumun buna göre hareket
etmesi istenmektedir.
Hz. Peygamber’in Toplumunda Kadın
Hz. Muhammed (s.a.v.), kadının anne karnından itibaren güvende olmadığı bir topluma peygamber olarak
gönderilmiştir. Araplarda bazı kabilelerin doğan kız çocuklarını aileye yük getirdiği endişesi ile doğumdan bir
müddet sonra toprağa gömme âdeti vardı. Doğan çocuk kız ise bundan utanç duyulur, erkekse ailenin ve
kabilesinin şerefi olurdu. Kur’an’da kız çocuğu doğduğunda Arapların nasıl davrandığı şu şekilde
anlatılmaktadır:
“Onlardan birine bir kız müjdelendiğinde, öfkelenerek yüzü mosmor kesilir. (Aklınca) Verilen müjdenin
kötülüğünden dolayı halktan gizlenir. Böyle bir alçaltıcı duruma rağmen onu yanında mı tutsun yoksa toprağa
mı gömsün! Görün işte, ne kötü yargıda bulunuyorlar!” (Nahl 16:58-59).
51

