Page 49 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 49

tarih çevresi

       “Mümin erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin velîleridir; iyiliği teşvik eder, kötülükten alıkoyarlar,
namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve resulüne itaat ederler. İşte onları Allah merhametiyle kuşatacaktır.
Kuşkusuz Allah mutlak güç ve hikmet sahibidir.” (Tevbe 9:71).

       Ayete göre toplumu oluşturan iki unsur olan erkekler ve kadınlar, toplumun düzenini sağlamakta iş birliği
içinde olmalıdır. Velî kelimesinin sözlük karşılığı “yardım eden, koruyan; yardım edilen, korunan” şeklindedir.
(Uludağ:2013). Toplumdaki işleyiş yerine göre erkeğin yerine göre ise kadının desteği ile devam etmelidir.
Ayette tavsiye edilen bu davranışlar topluma dönük resmî görevler olarak da değerlendirilebilir. Mü’minler
ayrıca “Emr-i bi’l-Mâ’rûf Nehy-i ani’l-Münker” (İyiliği teşvik etme kötülükten sakındırma) görevini yerine
getirmelidir. Bu davranış da bütün inananlar için geçerlidir. İyiliği teşvik etme kötülükten sakındırma, ilim
sahibi olmayı ve belli alanlarda otorite durumunda bulunmayı da içine almaktadır. Bir toplumda, hukuk ve
ahlak açısından sağlıklı bir düzene sahip olunabilmesi için çaba sarf edilmesi insana görev olarak verilen en
büyük sorumlulukların başında gelmektedir. Allah’ın bu çabanın kadın ve erkek her mü’min tarafından
verilmesini istemesi; kullarından belli bir bilince sahip olmasını, farklı alanlarda gayret göstermesini ve sosyal
ilişkilerinin güçlü olmasını beklediği anlamlarına gelmektedir.

        Mü’minler namazlarını kılmalarının yanı sıra mallarının zekâtını vererek Allah’ın belirlediği şekilde
insanlara ekonomik açıdan destek olmalıdır. Allah’ın ve Hz. Peygamber’in belirlediği kurallara göre hareket
etmelidir. Bunları yerine getirdikleri takdirde toplum huzur bulacak buna karşılık Allah o insanlardan hoşnut
olacaktır. Bilindiği gibi İslam’ın beş şartı vardır ve bunlar kadın erkek ayrımı olmaksızın bütün Müslümanlar
için ortak görevlerdir. Zekât ve Hac ibadetleri topluma dönük ibadetlerdir. Ayrıca kurban ibadeti de kadının
şahsi parası ile ifa etmesi gereken bir ibadettir. Zekât, kadının evli de olsa eşinden bağımsız olarak mal
varlığından vermesi gereken bir sadaka çeşididir. Bu sebeple kadının doğrudan miras veya iş hayatına karşılık
gelen bir birikiminin olmasını gerektirmektedir. İslam hukukuna göre ergenlik çağından sonra kadının malının
tasarrufu tamamen kendisine aittir. Malını artırmak için bir işletme kurabilir, yatırım yapabilir ve malını dilediği
şekilde değerlendirebilir. Hac da aynı şekilde bağımsız maddi güce sahip olmakla gerçekleşebilir. Maddi
imkânın yanında hac uzun ve zorlu bir yolculuk ve birkaç gün boyunca kalabalık bir ortamda gerçekleştirilmesi
gereken belli görevlerle yerine getirilen çok yönlü bir ibadettir. Hac yapılırken erkek ve kadın hacıların birçok
mekânı paylaşması, birlikte hareket etmesi gerekmektedir. Bu, kadını zorunlu olarak toplumsal hayata katan
bir ibadet olarak değerlendirilmelidir.

       “Allah’ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeyleri iç çekerek arzu etmeyin. Erkeklerin de kazandıklarından
nasipleri var, kadınların da kazandıklarından nasipleri var. Allah’ın lütfundan isteyin; şüphesiz Allah her şeyi
bilmektedir.” (Nisâ 4:32)

       Ayetten farklı anlamlar çıkarmak mümkündür. Toplumsal açıdan bakıldığında erkelerin ve kadınların
yaratılış olarak özel donanımlara sahip olabilecekleri, bunları görmek ve kabul etmek gerektiği anlaşılmaktadır.
Örneğin erkeklere Allah yolunda sefere çıkmaları, cuma namazı kılmaları gibi bazı özel farz görevler

                                                               48
   44   45   46   47   48   49   50   51   52   53   54