Page 46 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 46

tarih çevresi

doğru sözlülük, ihtiyacı olanlara yardım etmek, iffetini korumak doğrudan sosyal hayata sirayet eden konulardır.
Kadının özgür iradesini kullanma hakkına sahip olması ve sosyal hayatında güzel davranışlara davet edilmesi,
topluma etki edebilecek bir konuma sahip olabileceğini göstermektedir. Daha üst boyutta düşünüldüğünde ise
toplumsal her alanda karar mekanizmalarında yer alabileceğine, kişisel ve toplumsal meselelerde söz sahibi
olabileceğine işaret etmektedir.

       Geleneksel toplumlarda bireylerin çevrelerinden bağımsız hareket edebilmeleri neredeyse mümkün
değildir. Ayetlerde çevre baskısının da etkisiyle doğru yolu tercih etmeyen kadın örnekleri verilmiştir. Nuh
Peygamber’in eşi ile Lût Peygamber’in eşi toplumun etkisinde kalarak sağduyulu davranamamış, direnç
gösterememiş, kocasının ve inananların yanında durmayı göze alamamış, toplum içinde azınlığı oluşturması
ve tehdit altında olması sebebiyle kocasını yalnız bırakmıştır. Bu iki kadın doğru yolu seçmedikleri için Allah
onları kocalarından ve diğer iman edenlerden ayrı tutmuştur. Peygamber eşi olmalarının onlara bu konuda
herhangi bir katkısı olmamıştır zira Allah bireyin kendi tutumunu ve tercihini esas almaktadır. Babası Putperest
olan Hz. İbrahim için de durum aynı şekilde gelişmiştir. Peygamberler, toplumun yanlış yola saptığı dönemlerde
insanları bağımsız düşünerek doğruyu kabul etmeye yöneltme görevi üstlenen kişilerdir. İslam’a göre toplumun
bağlayıcılığının aklı tamamen saf dışı bırakmak derecesine gelmemesi gerekmektedir. Kişi toplumla ilişkilerinde
idrakini kapatmamalı ve düşünce ve davranışlarında birey olarak karar verebilmeyi başarmalıdır. Toplumla
uyum sağlamak yanlışa ortak olmak şekline dönüşmemelidir.

       Kur’an’da, toplumun inanç yapısına karşı bağımsız düşünerek dinini seçen, bu konuda büyük bir
kararlılıkla hareket eden ve “Mısır halkının Tanrısı” olarak kabul edilen Firavun’a karşı inancını açıkça
söyleyebilen kadın (Hz. Peygamber ismini Âsiye olarak belirtmiştir) bu davranışıyla insanlara örnek bir şahsiyet
olarak sunulmaktadır. Firavun’un eşi Âsiye bütün baskılarına rağmen Allah’ın varlığına ve birliğine, Hz.
Mûsâ’nın peygamberliğine iman etmiştir. Bu onun işkenceye mâruz kalmasına sebep olmuştur. İnancından
hiçbir şekilde taviz vermeyen Âsiye Kur’ân’da kararlılık örneği bir insan olarak tanıtılmaktadır. Firavun gibi
güçlü ve etkili bir yöneticinin karşısında dik duran bu kadın bireysel hareket edebilme cesaretini ortaya
koyabilmesi açısından övülmüştür. Konu ile ilgili ayetler Tahrîm suresinde art arda gelmektedir. Surenin 10.
Ayeti Nuh ve Lût peygamberlerin eşlerinden, 11. ayet Firavun’un eşinden söz etmekte, 12. ayette de dikkat
çekici bir şekilde Hz. Meryem’e geçiş yapılmaktadır. Ayetlerin sıralanışı şu şekildedir:

       “Allah, inkâr edenlere Nûh’un karısı ile Lût’un karısını misal vermektedir: Onlar kullarımızdan iki
erdemli kişinin nikâhı altındaydılar ama onlara ihanet ettiler. Dolayısıyla kocaları da Allah’tan gelen cezaya
karşı onları koruyamadı ve kendilerine, “Haydi, diğer girenlerle birlikte girin bakalım ateşe!” dendi.”

       “Allah iman edenlere de Firavun’un karısını misal vermektedir: O, “Rabbim!” demişti, “Yüce katında,
cennette benim için bir ev yap; beni Firavun’dan ve yaptıklarından kurtar ve beni bu zalimler topluluğundan
da selâmete çıkar!”

                                                               45
   41   42   43   44   45   46   47   48   49   50   51