Page 43 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 43
tarih çevresi
(benzetti). (O ağaç), Rabbinin izniyle her zaman meyvesini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara böyle
misaller getirmektedir. Kötü bir sözün misali, gövdesi yerden koparılmış, o yüzden ayakta durma imkânı
olmayan (kötü) bir ağaca benzer.” ( Bakara 2:186)
şeklindeki ayet söylenen sözün boşa gitmediğini ve değerlendirildiğini vurgular. Dolayısıyla kul her an
yaratıcısının kendisi ile ilgilendiğini bilir. Bu bilinçle bir yandan kendini birey olarak değerli ve özel görürken
bir yandan da davranışlarının önemini ve kendi kararlarını kendisinin vermesi gerektiğini fark eder.
“Hiçbir günahkâr başkasının günahını yüklenmez. Günah yükü ağır gelen kimse onun taşınması için
yardım çağrısında bulunsa -çağrılan yakını bile olsa- o yükten hiçbir şeyi başkası üzerine alamaz.” (Fâtır 35:18)
Hiçbir insan diğerinin günahını üzerinden alamayacağı gibi hiçbir insan diğerinden nihai olarak sorumlu
da değildir. Kişi doğarken yalnızdır, kendinden sorumlu olarak bir hayat yaşar; ölürken de yalnızdır, hesaba
çekileceği gün de kendi yaptıklarından sorumludur. Kişinin konumu ne olursa olsun yaratıcı ile muhataplığı
tüm insanlar için aynıdır. Bu açıdan da bireyler arasında ayrımcılık söz konusu olamaz. Çünkü yaratıcı Yahudilik
düşüncesinin aksine bir soyun veya bir milletin rabbi değildir (Düzgün, 2012). Kuluyla cinsiyetine, cildinin
rengine, ırkına, konumuna, makamına, mal varlığına göre bağ kurmaz, bütün kullar yaratıcı tarafından sadece
duygu, düşünce, söz ve davranış olarak gözlemlenir ve değerlendirilir.
Kur’an’da Birey Olarak Kadın
Hıristiyanlık ve Yahudilikte kadının erkek için yaratıldığı inancı kabul görür (Ünal:2010). Kadının erkek
ile aynı değere sahip olmadığı düşünülür, günaha en yatkın varlık olduğu iddia edilir. Tevrat’ta yaratılış ile ilgili
anlatıma göre Âdem yaratıldığında cennette her türlü imkân kendine sunulmuştur ancak bahşedilen bütün
güzelliklere rağmen yalnızlığı onun için bir problem haline gelir. Bunun üzerine Âdem’in üzerine çöken bir
uykuyla birlikte kadın onun kaburga kemiğinden yaratılır (Tekvin 2:1-22). Âdem:
“Şimdi bu benim kemiklerimden bir kemik, etimden bir ettir; buna Nisa denilecek, çünkü o İnsandan
alındı…” (Tekvin 2:23)
diyerek kadını benimser, (bu erkeğin kadına sahip olma isteğinin de bir açıklamasıdır). Yılan suretindeki
şeytan bu durumu görünce ilk olarak kadını kandırmayı dener ve ona yaklaşır. Kadın yasak meyveyi yer sonra
eşine verir ve o da yiyince yasağı çiğnemiş olurlar. Tanrı Âdem’e niçin ağaçtan yediğini sorunca onu kendisine
kadının yedirttiğini söyler. Bu defa Tanrı kadına yönelir ve neden yaptığını sorduğunda kadın da yılanı suçlar
(Tekvin 3:1-24). Bu olay onların cennetten çıkarılmalarına sebep olur. Tevrat metinlerinin Kitab-ı Mukaddes’in
bir bölümünü oluşturması sebebiyle Hristiyanlar da aynı inanışa sahiptir. Bu sebeple Hristiyan tarihi kadını
günah işleyen ve günaha sevk eden varlık olarak tanımlar (aslî günah). Kadın erkek için yaratılmıştır ancak
aynı zamanda erkeği yoldan çıkaracak bir yapıya sahiptir. Bu yüzden mümkünse onlarla hiç evlenilmemeli
42

