Page 41 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 41

tarih çevresi

bütünlüğü içerisinde izahları vardır. Müslüman, İslam’ın öğretileri içerisinde birey olarak kendini fark eder,
kendini tanımlar. Yaratıcının kendisini tanıttığı ve ona öğrettiği şekilde onunla bağ kurar. İnsanlarla olan
ilişkilerini belirler, bir hayat felsefesi oluşturur. Diğer canlılar, tüm evren ve ayrıca göremediği fakat varlığına
inandığı diğer varlıklar içerisinde kendini konumlandırır.

       İslam dini bireylere tek tek hitap eden bir dindir. Kur’an’ın insan tanımlaması onun yaratılış özellikleri
ile başlar, zira Rabbi ona kendisinden bir ruh üflemiştir ve böylece insanı yaratılan diğer varlıklar arasında özel
bir konuma yerleştirmiştir.

       “Hani Rabbin meleklere demişti ki: Ben, şekillenebilir balçıktan yapılma kuru bir çamurdan bir insan
yaratacağım.”

        “Onun şeklini tamamladığım ve ona ruhumdan üflediğim vakit siz de hemen onun için secdeye kapanın.”
(Hicr 15:28, 29)

       Hristiyan düşüncesinin aksine insan yaratıldığında günahsızdır, temizdir (Düzgün, 2012). Bununla birlikte
hata yapmaya açık bir varlıktır. Akıl ve irade sahibidir; düşünür, karar verir, uygular. Onun diğer varlıklar
arasındaki en belirgin farkı ve değeri de buradan gelir. Çünkü yaratılış özellikleri belli zafiyetleri de içinde
barındırır. “Hayatta kalma” olarak kodlanan özelliklerini kontrollü olarak kullanmaması onu istenmeyen
davranışlara yönlendirebilir. Ancak hata yaptığında, hatasını fark ederek pişman olabilir. Pişmanlık insanı
istikamete yönlendiren çok önemli bir özellik olarak değerlendirilir çünkü pişmanlığı insanı masumlaştırmakta,
yaratıcı karşısında onu affedilebilir bir konuma getirmektedir. Böylece insan hayatı boyunca yenilenme, yeniden
başlama, düzeltme ve telafi etme imkânı yakalamış olur. Bu onu her seferinde yeniden umutlandırır. İslam
düşüncesinde Müslüman bireyin hayatı “umut” kavramı ile oldukça ilişkilidir. Çünkü kişi ölüm anı gelinceye
kadar yaptıklarını düzeltme hakkına sahiptir. İşlediği “günah”ın büyüklüğü teorik olarak bu durumu değiştirmez.
Kur’an’da konuya farklı ayetlerle ışık tutulmaktadır:

       “De ki: Ey çok günah işleyerek kendi öz canlarına kötülük etmede ileri giden kullarım! Allah’ın
rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Allah dilerse bütün günahları mağfiret eder. Çünkü O, çok affedicidir,
merhamet ve ihsanı fazladır.” (Zümer 39:53)

       İslam’a göre kadın olsun erkek olsun her insan yaratılış değeri olarak eşittir. Ancak yaşadığı şartlar her
birey için ayrı düzenlenmiştir. Müslümanlar için “imtihan” olarak anlamlandırılan bu farklar kişinin ölümden
sonraki hayat inancına göre dezavantaj oluşturmaz. Çünkü dünyada rolleri farklı farklı belirlenen bütün insanlar
bulundukları rolde doğru davranışlar sergileme görevi ile değerlendirilir. İnsan kendisinden kaynaklanmayan
ve kendisine sunulan bir yaşama gözlerini açmaktadır. Bununla birlikte bulunduğu durumu nasıl
değerlendireceği ve nasıl kullanacağı konusunda irade serbestisine sahiptir. Genel anlamda kontrol yine
yaratıcıdadır ancak tercihler ve yönelimler insana aittir. Bireyin süreç içerisinde nasıl davrandığı büyük önem
arz eder. Her konum ve her yaşam standardına (imtihan) göre ölüm sonrası için karşılık belirlenmiştir. Mutlak

                                                               40
   36   37   38   39   40   41   42   43   44   45   46