Page 48 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 48
tarih çevresi
göğüs geren kadın örnekleri ve eşleri peygamber olduğu halde onlara karşı toplumun yanında yer alan kadınlar,
düşünme ve bireysel karar alabilme gücünü ortaya koymuş olmaları bakımından olumlu ve olumsuz örnekler
olarak insanlara sunulmuştur. Yukarıda değindiğimiz örneklerin kadınlardan seçilmiş olması yaratıcının kadın
veya erkek olarak insanlar arasında hiçbir ayrım gözetmediği, kullarına da buna yönelik bir uyarıda bulunduğu
konusunda bize bir fikir vermektedir.
Toplumsal Açıdan Kur’an’da Kadın
Toplum bireylerin ortak amaçlarla bir arada yaşamasını ifade eder. Amaçlar güvenli bir yaşam alanı
oluşturarak biyolojik ve sosyal ihtiyaçları karşılayabilme hedeflidir. Bu açıdan insanlar toplum içerisinde yaşama
zorunluluğuna sahiptir. Toplum bireyleri güvence altına alırken bireyler de aynı zamanda toplumu ayakta
tutarlar. Bu açıdan menfaat karşılıklıdır. Toplum çok yönlü bir sistemi oluşturur. Bireyler farklı şekillerde
toplumun devamlılığına hizmet eder. Tarih boyunca din ve ekonomi toplumun değişmez unsurları olmuştur.
Geçmiş medeniyetlerde de yerleşim bölgelerinin merkezlerinde tapınak ve pazar bulunduğu görülmektedir.
Tapınaklar toplumsal bağın oluşmasında ve düzene sadık kalmada” önemli bir etkiye sahiptir. Yönetim ise
toplumun şekillenişinde önemli bir unsurdur. Toplumda resmi ilişkiler yönetimin oluşturduğu hukuka göre
düzenlenir. Bu sebeple toplumlar birbirinden farklı inanç ve kültürlere sahip olabildiği gibi bireyin
konumlandırılması itibariyle de oldukça farklı özelliklere sahip olabilir.
Kur’an’da birey ve toplum ilişkisi bağlamında en dikkat çekici yaklaşım Hucurât suresinde yer
almaktadır. Ayette:
“Ey insanlar! Şüphesiz sizi bir erkek ile bir dişiden yarattık, tanışasınız diye sizi kavim ve kabilelere
ayırdık, Allah katında en değerli olanınız O’na itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır. Allah her şeyi hakkıyla
bilmektedir, her şeyden haberdardır.” (Hucurât 49:13)
buyrulurken genel olarak insanlara hitap edildiği ve Müslüman-gayrimüslim ayırt edilmediği dikkat
çeker. İnsanın erkek ve kadından yaratıldığı ifade edilirken tekilden çoğula gidilir ve bireylerin birbirleriyle
yakın ilişkiler kurmalarını kolaylaştırmak için (etnik veya sosyal) topluluklara ayrıldıkları belirtilir. Ayetin
devamında ise yine yaratılış özelliklerinden ve sosyal çevreden bağımsız olarak birey öne çıkarılır ve Allah
katında üstün olanın ona saygıyla kulluk eden kimse olduğu hatırlatılır. İslam düşüncesinde toplum ve birey iç
içe fakat aynı zamanda bağımsız olgular olarak değerlendirilir. İnsanlar toplumu ayakta tutar, bireyler de
toplumun bir parçası olarak değerlidir. Toplum aynı ortak amaçlarla bir araya gelen kendinden sorumlu
bireylerden oluşur. Bu durumda ne birey tek başına öne çıkabilir ne de toplum bireylerin hakkını gözetmekten
uzak kalabilir. Birey toplum karşısında ne mutlaklaştırılır ne de silikleştirilir. O, toplumsal yapı içinde
sorumluluk üstlenen aktif bir unsur, ilahî referansla hareket eden bir öznedir.
Toplum hayatında kadın-erkek fark etmeksizin Allah’ın insanlardan beklediği temel davranışlar ayette
şu şekilde belirtilmiştir:
47

