Page 56 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 56

tarih çevresi

değil ehliyetin önemli olduğunu açıkça göstermiştir (Barlak, 2023). Bu açıdan bakıldığında Hz. Peygamber’in
kadınlara bakışı ile Kur’an’da ifade ettiğimiz ayetlerin tam olarak uyuştuğu görülmektedir.

       İslam ile birlikte aile hukuku da kapsamlı bir şekilde düzenlenmiştir. Hz. Peygamber kadın ve erkeğin
rızası alınmadan evlendirilmelerini kesinlikle uygun görmemiş, bu konuda gelen şikayetleri derhal çözüme
kavuşturmuştur. Evlenirken erkeğin bizzat kadının kendisine ve kadının istediği miktarda mehir vererek
evlenmesi hükmü getirilmiştir. Bu aynı zamanda kadın için maddi bir teminattır. Kadın evlenirken erkeğe varsa
özel şartlar sunabilmektedir. Boşanma hakkı erkeğe verilmiş olsa da kadın gerektiğinde mahkeme yoluyla
boşanabilmekte, ya da evlenirken bu hakkı üzerine alabilmektedir. Kadının evi geçindirme zorunluluğu yoktur.
(Savaş, 2017) Eşi, çocuğu veya ebeveyni gibi akrabasının vefat etmesi durumunda miras alabilmekte, kendine
ait mal varlığını istediği şekilde değerlendirebilmektedir. İsterse bağış da yapabilmektedir. Malının tasarrufu
sadece kendisine aittir. Nisâ sûresinde geniş yer bulması sebebiyle aile ve miras hukukuna dair oluşturulan
detaylı düzenlemelerle birlikte kadın İslam toplumunda pek çok hakka sahip olmuştur.

       Tarih boyunca birçok toplumda insanların sınıf ayrımına tabi tutulduğu bilinmektedir. Arap kabilelerinde
de böyle bir yaklaşım mevcuttu. Hz. Peygamber toplumdaki bu tür yaklaşımları bitirmek için mücadele etmiştir.
Veda hutbesinde özellikle bu konuyu vurgulamıştır:

       “Ey insanlar! Biliniz ki Rabbiniz birdir, atanız da birdir. Bütün insanlar Âdem’den gelmiş, Âdem de
topraktan yaratılmıştır. Arap’ın Arap olmayana, Arap olmayanın Arap’a, beyazın siyaha, siyahın da beyaza
hiçbir üstünlüğü yoktur. Allah katında üstünlük ancak takvâ iledir” (Erul, 2012).

       buyurmuştur. Hz. Peygamber bu sözleriyle toplumdaki sınıf ayrımının İslam’ın şiarına aykırı olduğunu
bütün Müslümanlara tekrar hatırlatmıştır. İnsan onurunun korunması için çok büyük hassasiyet göstermiştir.
Aynı hassasiyeti ayrım yapmaksızın kadınlar ile ilgili olarak gösterdiği bilinmektedir. Konuyla ilgili örneklerden
biri, Hz. Peygamber’in hakkında Tebbet sûresi inen amcası Ebû Leheb’in kızı ile ilgilidir. Bilindiği gibi sûre
Ebû Leheb ve karısının İslam düşmanlığı had safhaya çıktığı bir dönemde nazil olmuş, onların cehennemde
birlikte ceza göreceği ayetlerde açıkça bildirilmiştir (Tebbet 111:1-5). Ebû Leheb’in kızı Dürre babası ve kocası
Müslüman olmadığı halde erken bir dönemde Müslüman olmuştur. Hicret sonrasında Medine’ye yerleşmiş,
Arap toplumunun güçlü karakterli kadınlarındandır. Medine’de bazı kadınlar kendisini, hakkında Tebbet sûresi
nâzil olan bir kimsenin kızı olması sebebiyle eleştirmeye ve bu gerekçeyle hicretinin dini açıdan kabul
edilmeyeceğini ileri sürerek onu sürekli rahatsız etmeye başlamışlardır. Dürre de bu durumu Hz. Peygamber’e
bildirmiştir. Dürre’nin şahsını hedef alan ve nesep üzerinden yürütülen bu dışlama davranışı sebebiyle Hz.
Peygamber çok rahatsız olmuştur. Bir öğle vaktinde Müslümanları bir araya toplayarak onlara Dürre’nin
kendisiyle olan akrabalığını hatırlatmış ve onun amcasının kızı olduğunu belirterek hakkında hayırdan başka
söz söylenmemesi gerektiğini açıkça ifade etmiştir. Ardından, yaşayanların ölülerin suçları üzerinden
incitilmesini kesin bir dille yasaklamıştır. Bu müdahale ile Hz. Peygamber Kur’an’da da ifade edildiği gibi
kadın veya erkek hiç kimsenin bir başkasının yanlışı sebebiyle kınanamayacağını ve sorumluluğun şahsiliğini

                                                               55
   51   52   53   54   55   56   57   58   59   60   61