Page 57 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 57

tarih çevresi

vurgulamıştır (Yardım, 1994).

       Benzer bir olay Hz. Peygamber’in evinde de yaşanmıştır. Medine’de Müslümanlara ihanet eden Yahudi
kabilesi Nadiroğullarının lideri olan Huyey b. Ahtab’ın kızı Safiyye, Hayber’in fethi sırasında Müslüman olmuş,
Hz. Peygamber onu esir olarak almak yerine onunla evlenmişti. Safiyye özellikle yemek yapma konusunda
becerikli bir kadındı. Hz. Peygamber’in diğer eşleri onu kıskandıkları için zaman zaman sataşmaya başlamışlar,
Yahudi kızı olmasını öne sürerek onu mahcup etmeye çalışmışlardı. Hz. Peygamber bunu duyduğunda
Safiyye’ye: “Siz nasıl benden üstün olabilirsiniz? Benim kocam Muhammed (sas), babam Harun (as), amcam
ise Musa (as)’dır. deseydin ya!.. ” (Tirmizî, Menâkıb, 63) diyerek kendisini savunmasını istemiştir. Safiyye’nin
Hz. Harun’un soyundan geldiği bilinmektedir. Hz. Peygamber bu sözleriyle Safiyye’ye gerçeği ikna edici bir
şekilde ifade etmesini salık vermiştir (İbn Sa‘d, 2014).

       Hz. Peygamber, İslam toplumunda bireyi kabile baskısından kurtararak özgürleştirmek için mücadele
etmiştir (Köse: 2016). Bireylerin haklarını ve toplumsal kuralları İslam’ın ön gördüğü hukuki kaidelere oturtan
Hz. Peygamber, sadece Medine’de değil İslam’ın yayılışı ile birlikte Arap Yarımadası’nın farklı bölgelerine de
kadılık görevi yapmak üzere memurlar tayin ederek hukukun uygulanmasını sağlamıştır. Farklı coğrafyalardan
Medine’ye gelerek kendisine yapılan haksızlığı bizzat şikâyet eden insanlar için de mühürlü resmi belgeler
vermek suretiyle sorunlarını çözmelerine destek olmuştur. Bahreyn’den gelerek sorununu Peygamber’e ulaştıran
bir kadın bu konuda önemli bir örnektir. Kayle ismindeki bu kadın, kocasının ölümü üzerine kızlarının amcaları
tarafından zorla elinden alındıklarını Hz. Peygamber’e şikâyet etmiştir. Hz. Peygamber Kayle’yi Medine’de
misafir etmiş, cemaatle birlikte namazlara katılmasını, sohbetlerde yer almasını sağlamış, ilgiyle ağırlamıştır.
Ardından onu kilometrelerce uzaktaki memleketine gönderirken kızlarının zorla evlendirilmemeleri ve
haklarının korunması konusunda resmi bir yazı hazırlatıp, huzur içinde yola çıkmasını sağlamıştır (İbn Sa‘d,
2014).

       Hz. Peygamber’in kadınların toplum hayatına katılmalarının önünü açacak uygulamalarda bulunduğu
görülmektedir. Kadınların beş vakit namaz, cuma ve bayram namazlarında Mescid-i Nebî’ye gelmelerini teşvik
etmesi bu açıdan oldukça önemlidir. Bilindiği gibi Yahudilikte kadınlar toplu ibadetlere katılamaz. Ancak
erkekleri izlemekle yetinmek durumundadır. 2018 tarihli Şalom gazetesindeki yazı bu yaklaşımın güncelliğini
koruduğuna örnek olarak verilebilir. Gazetede kadınların ibadeti şu şekilde açıklanmaktadır:

       “Tora’ya göre kadınlar ‘erkeklere yardımcı olmak üzere yaratıldıklarından,’ kadının en önemli vazifesi,
kocasına her işinde yardım etmektir. Bu nedenden ötürü de kadın bütün dinî emirlerden (mitsvot) sorumlu
tutulmamıştır. Aksi halde koca yardımsız kalır, aile içi problemler çoğalır. Bunun için zamana bağlı emirlerden
kadın muaftır. Nitekim kadınlar bütün duaları söylemekten, tefilin ve tzitzit giymekten muaftır. Tefilin de sabah
ibadetinin odak noktasıdır. Kadınlar, dua kürsüsüne Tora okumak için de çağrılmazlar. Ancak kadınlar, Hanuka
mucizesini yaşadıklarından ötürü Hanuka mumlarını yakmak mecburiyetindedirler. Ayrıca Şabat’a saygı herkesi
kapsadığından, Şabat akşamı Kiduş duasını söylemeli veya dinlemelidirler. Ayrıca kadınların Yom Kipur’da

                                                               56
   52   53   54   55   56   57   58   59   60   61   62