Page 27 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 27

tarih çevresi

müziksel ahenge dayalı bütün unsurlar, kadının erişilemeyecek manevi bir değer olarak ifade eder. Kadının bu
geleneksel edebî ve sanatsal yaratımların hepsinde dinsel veya yarı dinsel boyut çerçevesiyle anlatımlarda
şekillendirildiği açıktır.

       Klasik Türk edebiyatında kadın kimliği, şiirde daha çok mecaz, mazmun ve metaforlarla ama kavramsal
sözleri ima ile ifade edilir. Bunun yanında kadın, klasik Türk şiirinde salt bir imge değil, varlığı
anlamlandırmanın merkezindedir. Kadının şiirde merkezde yer almasına Mevlâna, İbn-i Arabî gibi
mutasavvıfların görüşleri doğrudan etki etmiştir dense yeridir. Hakikatte klasik Türk şiirinde kadın orta çağ
zihniyetinin aşağıların aşağısı olarak konumlandırdığı kadını yüceltir ‘hakikati ifade eden aşk’ ile özdeşleştirilir
ve neredeyse üstün bir varlık olarak tanımlar. Belirtildiği gibi mecaz, mazmun ve benzetmelerle kalıplaşmasında
adı geçen mutasavvıfların kadını dolaylı olarak kutsamalarının tesiri çoktur. “Mevlâna, eski takva ehlinin kadını
hor gören tutumlarını yine ananevi sembollerle ifade etmiştir. Kendisi de çoğu zaman, ‘kadının fıtraten zayıf
olduğu’ şeklinde ifade edilen herkesçe malum bu geleneğe bağlı kalmıştır. Ancak bununla beraber o, Mesnevi’de
kadınlara karşı öyle pek lütufkar başlamayan bir hikâyeyi ansızın yeni bir boyuta taşımayı bilirdi; artık kadın,
tabiri caizse yaratılmış değil, bilakis yaratıcı olarak adlandırılabiliyordu. Kendisinin şiirlerinde kullandığı ve
özellikle anneyi konu alan sayısız sembol, dertlerini fevkalade tanıdığı kadının, annelik hususiyetine duyduğu
derin saygıyı ima ediyordu.

       Kadın, Hak nurudur, sevgili değil
       Sanki yaratıcıdır, yaratılmış değil” (Schimmel, 2017).

       Ayrıca kadın İslami düşünce sisteminde sadece elem ve hazzın kaynağı değil, bilginin kültürün ilhamı
ve kurucularındandır. Hatta ezber edildiği gibi erkeğe nazaran toplumda ikincil konumda değildir. Kadın
hakkında çoğu mutasavvıf ve şair, geleneksel kabuller karşısında bir bakış geliştirilmişlerdir. Misal olarak İbn-
i Arabî’ye göre kadın ve erkek, yeryüzünde Allah’ın halifeliği ve kutbluk dâhil her şeyde eşittir. İbn-i Arabî’nin
ifade ettiği kavramlar arasında müennes unsurlar, özellikle, ‘ana’ tabirine işaretlerde bulunan terimler söz
konusudur. Bunlar, el-Ümm (ana: ilham veren, değiştiren, döndüren, yaratan, yaratma yeri) şeklindedir” (Suâd
el-Hakîm, 1981).

       Esasında dünya edebiyat tarihinde sanatın teolojik anlatımlarla topluma belli değerler aşılama maksadı
tespit edilebilir. Buna Dante’nin İlahi Komedya’sında Beatrice’in bir kadın olarak kutsanması en bilinen
örneklerdendir.

       “Dante, bu konudaki tek örnek olmasa da sanatın, özellikle de şiirin yalnızca bir metafizik veya teoloji
anlayışını iletmenin değil, insanı uyandırmanın ve kurtarmanın da ayrıcalıklı bir aracı olduğu yönündeki

                                                               26
   22   23   24   25   26   27   28   29   30   31   32