Page 22 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 22

tarih çevresi

       Mühim olan bir sanat eserini zamana taşımak çağların ötesine emanet ederek günle beraber okumayı
bilmektir. Mahşere kadar her yüzyıl insanına hitap edecek olan ve tefsiri bugün de devam eden İlahi kelam
Kur’an-ı Kerim’in anlatım dilinde olduğu gibi…

       Yine yanlış kabulleri düzeltmek için söylenirse, her kültür ve medeniyeti kendi olgularıyla
değerlendirmekten uzak olanlar, klasik Türk şiiri için de gerçeklikten ve düşünceden uzak olduğunu savunurlar.
Bunlara ilaveten klasik Türk şiirinin bireysel algıya dayandığı önyargısıyla felsefe veya hikmet içermediği
varsayımında bulunmak en az Selçukludan başlamak üzere Osmanlı kültür ve medeniyetinin yüzyıllarca
biriktirdiklerine büyük haksızlık olur. Oysa kabul edilenin tersine şiir dili duygunun yanında hatta duygudan
ziyade akıl ve düşüncenin de ürünüdür. Yani ‘dil denen mucize’ felsefe/hikmet yapan, düşünmeye vesile olan
ve gerçekliği kontrol eden bir mekanizmadır. İşte evrendeki birbirini destekleyen mantıksal yapı gibi klasik
geleneklerde de duygu, güzellikle beraber düşünce ve hikmet arasında bir bağ vardır. Klasik Türk şiiri de kurucu
eserlerden itibaren Yesevi’den ve birçok Horasan ereninden taşınan irfanla yol alan felsefe, tarih ve ilmin
yanında öncelikle güzellik unsurlarına yüklenen aşkın değerleri ifade etmek için seçilmiş mecaz ve mazmun
dünyasının mana zincirinin halkalarıyla örülmüş olduğu görülür. İnanç, gelenek, yaşanmışlıklar da klasik Türk
şiirindeki yazma prensiplerini adeta felsefi manzumeler sistemi olarak yüzyıllarca birçok şairin kaleminde diri
tutmuştur.

       Nefsin senin, bakıp dursan, neler demez
       Ağlasan Allah’a doğru boyun bükmez
       Ele alsan yaban kuşu gibi ele konmaz
       Ele alıp gece uykusunu eyle uykusuz

       Nefs yoluna giren kişi rezil olur
       Yoldan çıkıp kayıp tozup günahkâr olur
       Yatsa kalksa şeytan ile yoldaş olur
       Nefsi tep nefsi tep ey kötülükler işleyen (Ahmet Yesevi, Divan-ı Hikmet, 88)

       Edebî ilk kurucu eserlerin tesirinin devamında, örneğin, 14. yüzyılda yaşayan ve klasik Türk şiirinin yine
müessislerinden kabul edilen Hoca Dehhânî akıl kavramının değiştiren dönüştüren tarafını anlatan felsefi
gazellerinden birinde akl-ı küll kavramını anlam katmanlı olarak anlatır. Şair aklı öne çıkaran mısralar yazar
ve okuru dinî, ahlaki, felsefî, tasavvufî olarak düşünmeye davet eder. “Beyitten anlaşılacağı üzere akl-ı evvel

                                                               21
   17   18   19   20   21   22   23   24   25   26   27