Page 21 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 21

tarih çevresi

eserlerinde ifade ediyor gibi gözükseler bile ideal bireyden ideal toplumu inşa çalışmasını kendilerine vazife
bildikleri eserlerine vakıf oldukça anlaşılmaktadır. Bu inşa çalışmasında da maksat, hanedan şairden eğitim
görmemiş şaire kadar eserde toplum seviyesine inmek değildir. Toplumu kültürel olarak geliştirmek ve
olgunlaştırmak, şiir yazmaya dair bütün uygulamalarda geleneksel bir düstur olmuştur. Aslında mesele devleti
idare edenin sanata bakışıyla gelişir ve konumlanır. Açıkçası ‘beyin dili boyun dilidir’ deyiminden hareketle
‘beyin sanat anlayışı boyun sanat anlayışıdır’ dense klasik Türk şiiri için yerinde olacaktır. Konuya başka
taraftan bakıldığında, kabul edilen şiir yazma anlayışı sayesinde klasik Türk şiir geleneği, okuma yazması
olmayan Anadolu halkına ezberi kolaylaştıran redif, kafiye ve ses tekrarlarının sağladığı imkânlarla ilim, hikmet,
müzik, estetikle donanmış bir şiir dili öğretip ezberletmiştir, denebilir. Bunun için de bir yöntem olarak her
eseri toplumun bütün kesimlerinin ya da her bireyin anlayamayacağı düşüncesiyle klasik Türk şairleri, anlatım
dillerine mecaz, istiare, mazmun ve metaforlarla yoğrulmuş bir ifade yolu tercih etmişlerdir. Şairlerin geleneksel
olarak tercih ettikleri bu anlatım şekli eserin ‘yaşlanma’sına veya zaman aşımına uğramasına müsaade etmeden
edebî eseri yeni ve farklı yorumlamalara müsait hâle getirmiştir.

       “Yorumun amacı tarihsel uzaklığa köprü kurmak olmalıdır. Bugün yorumun vazifesi bilimsel nesnelliği
ve bilim adamı bakış tarzına bırakmak ve varlığın tarihselliği anlayışını yeniden kazanmaktır” (Palmer, 2002).
Bu yorumla, bahsi geçen insan ve insana dair olanları ve sanat eserlerini kendi şartlarında okumak gerektiğinin
zorunluluğu ortadadır.

       Misal olarak Fuzuli ‘nin mısra başı ‘hansı’ ve Baki’nin mısra sonu ‘semt’ redifli gazelleri anlam
katmanlarıyla dikkat çekici örnek olarak verilebilir. Detaylı şerh/tahliller yapılması gereken bu gazelleri aynı
zamanda bahsi geçen ses, redif ve kafiyesi ile toplumun her kesiminin ezber etmesine de imkân sağladığı açıktır.

       Lâle hadler kıldılar gülgeşt-i sahrâ semt semt
       Bâg u râgı gezdiler idüp temâşâ semt semt

       Âşık-ı dîdâr-ı pâkündür meger kim cûylar
       Cüst ü cû eyler seni ey serv-i bâlâ semt semt (Baki, Gazel, 115/23)

       Hansı gülşen gülbünü serv-i hırâmânınca var
       Hansı gülbün üzre gonca la’l-i handânınca var

       Hansı gülzâr içre bir gül açılır hüsnün kimi
       Hansı gül bergi leb-i la’l-i dür efşânınca var (Fuzuli, Gazel, 166/73)

                                                               20
   16   17   18   19   20   21   22   23   24   25   26