Page 16 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 16
tarih çevresi
Örtünmenin en derin hikmetlerinden biri, insanın görünen ile olan arasındaki dengeyi kurmasıdır.
Modernitenin her şeyi şeffaflaştıran ve insanı sadece fiziksel bir “görsel” olarak kurgulayan teşhir kültürüne
karşı tesettür, bir mahremiyet sığınağıdır. Her şeyin sıradanlaştırıldığı ve insanın da kimliksizleşme tehlikesiyle
karşı karşıya kaldığı bir çağda “şahsiyet inşası” burada başlar: Kadın veya erkek, bedenini örterek topluma şu
mesajı verir: “Bana bakışın fiziksel değil, insani ve ahlaki bir düzlemde olmalıdır.” Bu yönüyle örtünme, bedeni
bir meta olmaktan çıkarıp ruhu ve aklı özgürleştiren bir eylemdir.
Örtünme, Müslüman kimliğinin görsel bir sembolü (şiar) niteliğindedir. Bu sembolik dil, bireyi sadece
haram bakışlardan korumakla kalmaz, aynı zamanda ona sürekli bir otokontrol mekanizması sağlar. Örtü,
taşıyıcısına her an ilahi huzurda olduğu bilincini (ihsan makamı) hatırlatan sessiz bir zikirdir. Yukarıda altını
çizdiğimiz gibi; örtü, dış dünyayı dışlamak için değil, iç dünyadaki kutsalı muhafaza etmek içindir.
Sonuç olarak; örtünme bir kısıtlama değil, insanın kutsiyetini ve onurunu koruyan rahmani bir sınırdır.
Bu sınır, kişiyi bakışların nesnesi olmaktan kurtarıp kendi hayatının öznesi yapar. Hikmeti ise bedenin geçici
güzelliğini perdeleyerek, ruhun ebedi güzelliğini (takvayı) ön plana çıkarmaktır.
15

