Page 11 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 11

tarih çevresi

       2. ÖRTÜNMENİN ANLAMI ve AHLAKİ DEĞERİ

       Örtünme pratik bir emir olması yönüyle İslamî ilimlerde fıkıh ilminin konusu olmuştur. Ancak
örtünmenin sadece bireysel değil, toplumsal yönü de olan bir uygulama olmasından dolayı usul ile de ilişkisi
olduğu söylenebilir. Keza onun anlam ve hikmetini tartışmak çağdaş dönem İslam düşünürlerinde sıklıkla
karşılaştığımız bir durumdur. Burada örtünmenin deruni anlamı ve hikmetlerini tespit etmeye, onun ahlaki
yönünü ortaya çıkarmaya çalışacağız.

       2.1. Hicap: Kadının İffetinin ve Saygınlığının Bir Parçası

       Hicap Türkçede utanma kelimesiyle neredeyse özdeştir. Ancak bu kelime tam olarak “perde” anlamına
gelir. Erkek veya kadının beden mahremiyetini insanlara gizlemek için örtünmeleri bir çeşit yabancı insanlarla
aralarına perde çekmeleridir. Bu insanı hayvandan ayıran çok temel bir özelliktir. Bu nedenle hicap, ar ve hayâ
aynı kümenin parçaları gibidir.

       İslam’ın insana yüklediği saygınlıkla doğrudan ilişkili olan hicap, her şekilde övülen ve emredilen bir
davranıştır. Hicap erkekler için de önemli bir görev olmakla birlikte, daha çok kadınla ilişkilendirilmiştir ki, o
iffet ve saygınlık yönünden kilit bir noktadadır. İslam Harem-i şerif ve mescitler başta olmak üzere hiçbir
kamusal alanda kadınların yüzlerini örtmelerini emretmemiştir. Ancak açılıp saçılmalarını yasaklamıştır. Edebin
insanlara öğretilmesi ve benimsetilmesi dinin temel gayelerinden ise, kadınların kamusal alanda kadınlıklarını
ön plana çıkaracak şekilde giyinmeleri ve davranmaları öncelikle kendilerine saygı gereği yasaktır. Nasıl ki bir
erkeğin kadının özel alanına izinsiz girmesi, kadının saygınlığını çiğneyen bir davranış ise, kadının cinsellik
sınırlarını ifşa edecek tarzda giyinmesi de kendi öz saygınlığına aykırıdır. Tüm örtünme esası kadının izzet ve
şerefinin korunmasıyla ilişkilendirebiliriz. Nitekim tarihi uygulamalarda hicap basit bir avret perdesi değil, bir
ismet, iffet ve asalet sembolü idi (Carullah, 2013).

       Hicap bazen maddi bir örtü olabileceği gibi bazen de manevi bir kalkandır. Kimi zaman da bir mesafedir.
Kadının bedenini örtmesi ile evi/odasına namahremin (yabancı) izinsiz girmemesi hicabın bir parçasıdır. Dijital
çağda kadının bu sınırlarını sanal iletişim araçlarıyla çiğnememek de dini ve ahlakî bir görevdir.

       İslam düşünce geleneğinde hicap, yalnızca fiziksel bir örtünme pratiği değil; bireyin kendi mahremiyet
alanı üzerinde kurduğu egemenliği ve toplumsal kimliğini koruyan manevi bir kalkandır. Yukarıda ifade edildiği
üzere “hicap”, iki alan arasına çekilen perde olması yönüyle, kadını korur. Ancak bu koruma kadını toplumsal
hayattan yalıtmak yerine, onun nesneleşmesini engelleyerek bir “özne” olarak saygınlığını pekiştirir.

       Hicabın ahlaki değeri, kadının fiziksel özelliklerinin ötesinde, entelektüel ve ruhsal varlığıyla takdir
edilmesini sağlamasında yatar. Modern dünyanın her şeyi metalaştıran ve görselliğe indirgeyen teşhir kültürüne
karşı hicap, bir onur duruşu gibidir. Bu yaklaşım, kadına kendi bedeni üzerinde tam bir tasarruf hakkı tanırken,
ona bakan gözlere de bir sınır çizer. Böylece kadın, bakışların pasif bir objesi olmaktan çıkarak, toplumsal
alanda şahsiyeti ve erdemleriyle var olan saygın bir figüre dönüşür.

                                                               10
   6   7   8   9   10   11   12   13   14   15   16