Page 10 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 10
tarih çevresi
erkeklerin dikkatini çekecek şekilde giyinmemesidir. Kur’an kadının toplumda kadınlığını öne çıkaracak şekilde
her türlü davranışını yasaklar. Nitekim Nûr, 24/31. ayette kadınların tahrik edici bir biçimde davranmamaları
ve kadınlıklarıyla dikkat çekmemeleri emri vardır.
Yukarıdaki ayetler dışında Kur’an elbiseyi (libâs) hem giyinme ve süslenme, hem de edep yerlerini örtme
aracı olarak zikretmiştir. Hatta A’râf 7/26. Ayet örneğinde görüldüğü üzere elbiseyi fiziki ve manevi olmak
üzere iki şekilde takdim eder:
“Ey Âdemoğulları! Size hem edep yerlerinizi örtecek bir elbise, hem de giyinip süsleneceğiniz bir elbise
indirdik. Takvâ elbisesine gelince, en güzel ve en hayırlı elbise işte odur. Bunlar, insanlar düşünüp öğüt alsınlar
diye Allah’ın indirdiği âyetlerdendir”
Böylece insanın mahremiyeti örtme bilinci takva; fiziksel bedenini örtmesi de normal elbise iledir. Bunun dışında
Kur’an namaz kılmak için, ibadet mekanlarına girmek için de örtünmeyi ve güzel elbiseler giyinmeyi emretmiştir (A’râf
7/31).Ayrıca Hz.Adem ve eşinden bahseden ayetlerde onların edep yerlerinin kapalı olduğu bilgisi, insan için mahremiyet
ve örtünme arasındaki ilişkinin ilk andan itibaren başladığını gösterir. Kur’an insanın mahremiyetine yönelen saldırıyı
şeytani bir girişim olarak ifade eder ve bu tehlikenin herkes için geçerli olduğu uyarısını yapar:
Ey Âdemoğulları! Şeytan, ana-babanızı, ayıp yerlerini kendilerine göstermek için elbiselerini soyarak
cennetten çıkardığı gibi sizi de aldatmasın. (A’râf, 7/27).
Örtünmeyle ilgili ayetler dikkate alındığında İslam’ın bu pratiği hem erkek hem de kadın için sosyal
hayatın her anına yayılan ahlaki bir emir haline getirmek istediği görülür. Kur’an-ı Kerim’de bu emir; iffeti
koruma (hıfzu’l-fürûc), dış örtü (cilbâb), başörtüsü (hımâr) ve mahremiyet sınırı (hicâb) gibi kavramlarla çok
boyutlu bir şekilde temellendirilir. Burada hedeflenen, bedenin cinsel bir araca dönüştürülmesini engelleyerek
insanın “mükerrem” (saygın) vasfını korumaktır. Bunun dışında İslam’ın örtüyü kadının kimliğini gizleyen
veya onu sosyal hayatın dışında bırakacak bir pratiğe dönüştürme talebi olmamıştır. Tarihten günümüze İslam
toplumlarında bu yöndeki hiçbir uygulama doğrudan Kur’an’la temellendirilemez. Mamafih kadınların baş ve
boyun bölgeleri dâhil örtünmeleri Kur’anî bir emir olarak karşımızda durur. Ancak yüzün örtülmesi
emredilmemiştir. Yüzün örtülüp örtülmemesi toplumsal örf ve adetlere bırakılmıştır (Carullah, 2013).
Özetle Kur’an’da kadının örtünmesi iki şekilde gerçekleşir: Birincisi himâr ve cilbâb ile ifade edilen
fiziki örtünmedir. İkincisi ise hicap ile ifade edilen ve erkeğe yüklenen görevdir: “Onlardan bir şey istediğinizde
perde arkasından isteyin” Buna göre erkekler kadınların iffet ve saygınlıklarına halel getirecek davranıştan
korunmalı, hiçbir şekilde kadınların hürmet sınırını çiğnememelidir. Böylece örtünmenin ikinci boyutu erkeğin
tavrı ve tutumuyla ilgilidir (Carullah, 2013). Bizce buna kadına düşen vazife itibariyle üçüncüsünü de
ekleyebiliriz. Kur’an’daki hıfzu’l-fürûc, ziynet ve teberrüc ayetlerini dikkate aldığımızda kadın, tahrik edici
davranışlardan sakınmak suretiyle örtünmeyi gerçekleştirir. Böylece örtünme emri, biri kadının giyimi, diğeri
erkeğin davranışı ile tamamlanır.
9

