Page 7 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 7
tarih çevresi
Üç semavi dinin örtünmeyi emretmiş olmasında öne çıkan ilk nedenler, mahremiyet özeni, iffetin
korunması, kadının saygınlığına işaret etmek, toplumsal düzen ve dinî kimlik aracı dikkati çekmektedir. Kadîm
kültürlerde örtünme olgusu, toplum kesimleri arasında sınıfsal, meslekî ve hiyerarşik bir sembol olmuştur.
Ayrıca örtünme biçimi etnik ve coğrafik kimliğin bir parçasıdır (Ay, 2001). Bunun dışında örtünme bazen süs
bazen de iklim şartlarına uygun giyinmenin ifadesi olmuştur (Soylu, 2022).
Bu çalışma, örtünmeyi tarihsel sürekliliği, Kur’anî temelleri ve ahlaki hikmeti birlikte ele alarak, onu
güncel ideolojik tartışmaların dar kalıplarından kurtarmayı amaçlamaktadır. Tesettür algısı, tesettür şekilleri ve
tesettürün hükmü gibi sosyolojik ve fıkhi konular bu çalışmanın kapsamı dışındadır. Nitekim bu konularda
epey bir literatürün olduğu bilinmektedir (Apaydın, 2001; Özüdoğru, 2023). İslam’ın örtünmeye yüklediği
anlamın, insan onuru, mahremiyet ve kimlik inşası bağlamında yeniden düşünülmesi gerektiği varsayımından
hareketle; tesettürün bir baskı mekanizması değil, insanın kutsiyetini muhafaza eden ahlaki bir duruş olduğu
ortaya konulacaktır. Böylece örtünme, “ne kadar” ve “nasıl” sorularının ötesinde, “niçin” sorusu etrafında
yeniden konumlandırılacaktır.
1. ÖRTÜNMENİN DİNÎ ARKA PLANI
Örtünme konusunu iki farklı zeminde ele almak istiyoruz. Birincisi tarihsel ve toplumsal uygulamalar,
ikincisi ise Kur’anî çerçeve. Örtünmenin İslam toplumlarında aktüelleşmesi ile Kur’an’da yer alma biçimi
arasında keskin farklar olmasa da gerek giyim çeşitleri gerekse örtünmenin sınırları bakımından ihtilaflar olduğu
vakıadır.
1.1. Örtünmenin İslam Toplumlarında Aktüelleşmesi
İslam’ın önemli emirlerinden birisi de örtünmedir. İslam toplumlarında örtünme o kadar kabul görmüş
ve uygulanagelmiştir ki, bu, terminolojiye de yansımıştır. Arap giyim ve örtünme geleneğinde kınâ, miknâ,
nikâb yüzü örten başörtüleri; mırt, burkâ, lifâm, lisâm, nasîf, mukannâ, mi’cer, ridâ, milhafe ve melâe ise başlıca
elbiseler idi. (Ünal, 2001). Türkçede örtünme başörtüsü ve türban kimi kelimelerle ilişkilendirilir. Ancak
örtünmeyi tam olarak karşılayan kelime tesettür olsa gerektir. Setr örtmek demektir (İbn Manzûr, t.y.) Bu
kelimeden türetilen tesettür, dinî bir gereklilik olarak erkek ve kadının bedenlerini örtecek şekilde giyinmeleridir.
Şüphesiz erkek ve kadında bedenin örtülmesi gereken yerleri aynı değildir. Kadının erkeğe göre daha kapsamlı
örtünmesi gerektiğinden tesettür genellikle kadın için kullanılagelmiştir.
Esasen İslam’ın erken döneminde de örtünme konusunda dikkat çekici bilgilere rastlarız. Orada örtünme
sadece bir dini mesele değil aynı zamanda kadının özgürlüğünün bir nişanesi idi. Hz. Ömer’in örtünen cariyelere
müdahale etmesi ve örtünmelerini yasaklaması buna işaret etmektedir. Erken dönemde tesettür emri iki şekilde
uygulanmakta idi. Hür kadınlar yüz ve eller hariç tüm bedenini örtmek zorundayken; cariyeler erkekler gibi
diz kapakları ile göbekleri arasındaki kısmı örtmekle sorumlu tutulmuşlardır. Bedevi Araplar için kadının yüzünü
örtmesi namusu ve şerefi için zorunlu idi. Hür ve asil kadınların en büyük süsü yüzlerini burka, nikâb veya
6

