Page 6 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 6
tarih çevresi
Otoriter uygulamalar altında inançlarından uzaklaşmaya zorlanan bireylerin içine sürüklendiği bu durum,
yalnızca kişisel bir kriz olarak değil, toplumsal bir ahlak problemi olarak da okunmalıdır. Zira iç dünyası ile
kamusal beklentiler arasında sıkışan insan, çoğu zaman “–miş gibi” yaşama refleksi geliştirir. Dindar
görünmemek için inancını gizleyen ya da inançlı olmadığı hâlde görünür normlara uyum sağlamak için rol
yapan birey tipolojisi, samimiyetin yerini gösterişçiliğe, ahlaki bütünlüğün yerini ikiyüzlülüğe bıraktığı bir
toplumsal zemini besler. Bu yönüyle başörtüsü yasağı gibi görünürde sınırlı bir müdahale, uzun vadede bireysel
vicdanı aşındıran ve toplumsal ahlakı zedeleyen derin bir bunalıma dönüşme potansiyeli taşımaktadır.
Tarihsel süreçte örtünme, semavi dinlerin tamamında yer bulmuş köklü bir gelenektir. Yahudilikte kutsal
varlığa saygının bir ifadesi, Hristiyanlıkta ise ibadet anlarının ve bazen de sosyal statünün bir göstergesi olarak
tezahür etmiştir. Örtünme her şeyden öte insanın doğası ile ilişkilidir. Bu nedenledir ki kadîm dinî geleneklerde
yer bulmuş ve semavi dinlerin tamamında görülmüştür (Görmez, 2001). Her ne kadar Yahudi ve Hıristiyan
dinlerinde genellikle ibadet anlarında örtünmenin yaygın olduğunu görsek de İslam örtünmeyi erkek ve kadın
için sosyal hayatta da gerekli bir emir olarak kabul etmiştir. İncil’de aktarıldığına göre Hz. İsa dua düzenini
öğretirken şöyle demiştir:
Ama şunu da bilmenizi isterim: Her erkeğin başı Mesih, kadının başı erkek, Mesih’in başı da
Tanrı’dır. Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür. Ama başı açık
dua ya da peygamberlik eden her kadın, başını küçük düşürür. Böylesinin, başı tıraş edilmiş bir kadından farkı
yoktur. Kadın başını açarsa, saçını kestirsin. Ama kadının saçını kestirmesi ya da tıraş etmesi ayıpsa, başını
örtsün. Erkek başını örtmemeli; o, Tanrı’nın benzeri ve yüceliğidir. Kadın da erkeğin yüceliğidir. (1. Korintliler,
11:3-7)
Öte yandan erken dönem Hıristiyanlık üzerine yapılan bir çalışmada kadınların örtünme pratiklerini dini
zorunlulukla ilişkilendirmemektedir. Buna göre MS 3-7. Yüzyıllarda kadınlar moda, sosyal statü ve kimlik
aracı olarak örtünmektedirler. Kilise her ne kadar örtünmeyi bir teslimiyet aracı/göstergesi olarak imlese de
kadınlar bunu dini bir kuraldan ziyade sosyal sınıf aidiyetinin bir öğesi şeklinde kabul etmişlerdir. 4. Asrın
sonlarından itibaren varlıklı ve asil kadınlar süslemeli başlıklar takarken, yanlarında bulunan hizmetçilerin
başlarının açık bırakmalarını istemişlerdir. Bu, o dönem için örtünmenin bir üst sınıf ayrıcalığı ve statü
belirleyici aracı olarak kullanıldığına işaret etmektedir (Stafford, 2024).
Tevrat’ın Tekvîn kısmının 24. Bölümünde Hz. İshak’ın eşi Rebeka’nın Hz. İshak’ı ilk defa gördüğünde
peçesini alıp örttüğü ifade edilmektedir: “ve Rebeka peçesini alıp örtündü.” Ayrıca Tevrat’ın Çıkış kısmının
28. Bölümünde Harun Peygamber için kâhin giysisi tarif edilirken bir çeşit örtünmeden bahsetmektedir. Bunun
o dönemde pagan dinlerinden ayırt edilme amaçlı emredildiğini ifade edenler olmuşsa da, başın örtülmesinin
Kutsal Varlığa saygının bir ifadesi olduğunu söyleyenler de olmuştur (Besalel, 2018). Günümüze kadar uzanan
farklı Yahudi mezheplerinin uygulamalarında ibadet veya günlük hayatta kipa giyme adeti vardır. Kipanın
günümüzde Yahudiliği sembolize ettiği de söylenebilir.
5

