Page 4 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 4

tarih çevresi

                        Örtünmenin Anlam Dünyası:

                        Dini Emirden Ahlaki Bilince

                                                                                             Prof. Dr. Mustafa ÜNVERDİ*

       GİRİŞ VE TARİHÎ PERSPEKTİF
       Örtünme, insanlık tarihinin en kadim pratiklerinden biri olarak yalnızca bedene dair bir tercih değil;
varoluşa, mahremiyete ve insan onuruna ilişkin derin bir anlam alanını temsil eder. İlk insan anlatılarından
itibaren örtünme, çıplaklığın fiziksel bir durum olmaktan öte, ahlaki bir farkındalıkla ilişkilendirildiğini
göstermektedir. Bu yönüyle örtünme, kültürler ve dinler üstü bir fıtrî refleks olduğu kadar, her medeniyetin
insan tasavvurunu yansıtan sembolik bir dil niteliği taşımaktadır. Ne var ki modern dönemde örtünme, bu
tarihsel ve ontolojik bağlamından koparılarak çoğu zaman yalnızca bireysel özgürlük, kadın bedeni ya da siyasal
görünürlük ekseninde tartışılmakta; böylece meselenin ahlaki ve hikmet boyutu büyük ölçüde ihmal
edilmektedir.
       İslam düşüncesinde örtünme, salt bir giyim kuralı veya şekli bir yükümlülük değildir. O, insanın bedeniyle
kurduğu ilişkinin ilahi bir emanet bilinciyle düzenlenmesi; mahremiyetin, iffetin ve saygınlığın korunmasına
yönelik bütüncül bir ahlak öğretisidir. Kur’an’da örtünmeye dair hitapların kadın ve erkeği birlikte kuşatması,
meselenin yalnızca cinsiyet merkezli değil, doğrudan “insan” merkezli bir değer alanına yerleştirildiğini
göstermektedir. Buna rağmen çağdaş tartışmalarda örtünme, çoğu zaman ya bireysel dindarlığın sembolik bir
göstergesine indirgenmekte ya da toplumsal baskının bir aracı olarak sunulmaktadır. Bu indirgemeci yaklaşımlar,
örtünmenin İslam ahlakındaki hikmetini ve koruyucu işlevini görünmez kılmaktadır.
       Daha problematik olan husus ise, örtünmenin tarihsel süreç içerisinde taşıdığı anlamların, modern seküler
paradigmanın özgürlük ve beden söylemleri karşısında ya savunmacı ya da tepkisel bir dile hapsedilmesidir. Oysa
İslam’ın tesettür anlayışı, ne bedeni inkâr eden asketik/riyazetçi/zühdî/çileci bir tutumdur ne de onu teşhir kültürüne
teslim eden haz merkezli bir yaklaşım. Aksine tesettür, insanın bedeniyle ruhu arasında kurduğu dengeyi muhafaza
eden; bireyi nesneleşmeden koruyarak onu ahlaki bir özne olarak konumlandıran bir sınır bilincidir. Bu sınır,
kısıtlayıcı olmaktan ziyade koruyucu; dışlayıcı olmaktan ziyade anlam inşa edici bir mahiyet taşır.

         Gaziantep Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi. munverdi@gantep.edu.tr

                                                                3
   1   2   3   4   5   6   7   8   9