Page 15 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 15

tarih çevresi

       2.4. Emanet ve Kimlik Arasında Örtünmenin Hikmeti

       İslam düşünce geleneğinde tesettür, yalnızca hukuki bir norm (fıkhi bir vecibe) değil, aynı zamanda
insanın varlık hiyerarşisindeki yerini belirleyen ontolojik bir tavırdır. Bir Müslüman için beden, mutlak
mülkiyeti altında değil, “emanet” statüsündedir. Bu perspektif, modern seküler anlayışın “bedenim benimdir”
şeklindeki mutlak otonomi iddiasıyla taban tabana zıttır.

       Örtünme insanın doğuştan gelen hayâ (utanma) duygusunun dışsal bir tezahürüdür. Aliya İzzetbegoviç,
bunu insanın hayvani doğasından sıyrılıp ruhani bir varlık olma çabası olarak niteler (İzzetbegoviç, 2019). Ona
göre tesettür, biyolojik olanın kültürel ve ilahi olanla disipline edilmesidir. İnsanın özüne yabancılaştığı bir
çağda tesettür ahlakı insanın benliğini manevi dinamikler ve kutsal değerleriyle inşa çabası niteliğindedir.

       Öte yandan teşhir kültürünün iliklerimize kadar kendisini hissettirdiği bir dönemde tesettür ayrıca önem
kazanmaktadır. Çağdaş sosyolojide “gözetim toplumu” ve “teşhir kültürü”, bireyi sürekli bakışların nesnesi
haline getirir. Burada örtünme artık “nesneleşmeden özneleşmeye” yolculuktur. Örtünme artık sadece bedenin
gizlenmesi değil, bireyin bir meta/obje olarak tüketilmesine yönelik sosyolojik kuşatmaya karşı bir mahremiyet
sığınağıdır. Hedonist ve nihilist bir çağda örtünme bir çeşit kutsalın direncidir. Jean Baudrillard’ın ifade ettiği
gibi “gösterge tüketimi”ne karşı bedeni “anlamsal bir gizem alanı”na taşımaktır (Özcan, 2011). Bu bir anlamda
bedenin teşhirle değersizleşmesine engel olmaktır.

       Tesettür, İslam’ın sembolik dilinde bir “şiar” yani alamet/işaret kabul edilir. Bu, insanın ilahi iradeye
teslimiyetini toplum içinde de beyan etmesidir. Bu anlamda başörtüsü bir ihsan makamıdır. İhsan insanın her
an Allah tarafından görüldüğü bilinciyle hareket etmesidir. Tesettür hali bu bilincin bir ifadesi olsa gerektir.
Eğer örtünmek, çağdaş dünyanın cazibesine karşı koymak ve nefsin fısıltılarına kulak tıkayarak ilahi iradeye
teslimiyeti tercih etmek ise bu bir kulluk ve ibadet hali olacaktır.

       Küreselleşen dünyada popüler kültürün gölgesinde insanlar birbirilerine benzemeye ve dinin kutsal
çağrısından uzaklaşmaya başlarken, örtünme emrine mukaddes bir değer bilinciyle bağlı kalan irade elbette
değerli olacaktır. Bu irade hem sıradanlaşmaya hem de metalaşmayı karşı koymanın adıdır. Ahlaki davranışın
bir tezahürü olarak, emanetine sahip çıkmak ve Müslüman kimliğiyle var olma çabasıdır. Örtünme eylemi bu
yönüyle “kutsal bir uzay” oluşturma sürecidir. Öyle ki maddenin esaretinden mananın özgürleştirici ruhunu
selamlayan bir uzay.

       SONUÇ YERİNE

       İslam geleneğinde tesettürü konuşmak sadece fıkhi metinlerle kayıtlanmaz. Tarihi ilk insan ve ilk
peygambere dayanan fıtrî bir davranışın öyküsüdür örtünme. İslam düşünce atlasında örtünme (tesettür), sadece
bedenin korunması değil, insanın varoluşsal konumunun beyanıdır. Tesettürün temelinde ilahi iradeye teslimiyet,
fıtrat ve emanet bilinci yatar. İnsan bedeni, kişinin kendi mülkü değil, ona lütfedilmiş bir emanettir. Bu emanetin
“nasıl sunulacağı” ise modern estetik algıların insafına değil, emanet sahibinin (Allah) rızasına bırakılmıştır.

                                                               14
   10   11   12   13   14   15   16   17   18   19   20