Page 26 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 26
tarih çevresi
Seni Mecnûn-sıfatân ârız-ı Leylâda görür
Âşık âyîne-i berrâk-i süveydâda görür (Yenişehirli Avni, Gazel, 89/1)
“Leyla, adeta Allah’ın güzelliklerini, büyüklüğünü anlatmak için, Allah’tan af dilemek yahut kul
bilincinin idrakini ortaya koymak için var olmuştur. Çoğu zaman şair, duygularının içindeki kimliğini, aşkını
gizlemiş, sevileni kavramsal olarak, ‘Tanrı için sanat’ düşüncesine gönderme yaparcasına, bir vasıtaya
dönüştürmüş olabilir mi sorusu, tabii olarak akla gelmektedir. Bu soruya cevaplardan biri hiç şüphesiz, kadın
ya da erkek şair farkı gözetmeden Leyla, klasik şairin dilinde, örnek metinlerden yapılan tespitle, imgesel
anlamda ilahi olanı ifade için kullanılmış olması bu tespitin doğruluğuna işaret etmektedir” (Erbay, 2015).
1.1 Klasik Türk Şiirinde Kadın Kimliğini Yeniden Okumak
Hangi tür olursa olsun sanatın dili, toplumların nihayetsiz ve büyüleyici bir değerleridir. Teknolojik
değişimlere rağmen imgeler soyutluğun, hayallerin gerçekliğini ima edebilirler.
“Sanatın dili imge ise her eserde hayal perdesinin arkasından söylenmek istenen nice gerçek var. Gerçeğin
çözümü yazarın dilinde okurun bilgi tecrübe ve kıyas gücündedir” (Türk, 2022).
Doğrusu toplumların en fazla ihtiyaç duyduğu şey, içinde estetiğin olduğu düşün sistemlerinin sanat
aracılığıyla bireyden topluma ardından eğitime kılavuzluk etmesidir. Klasik Türk şiirinde de ses, söz dizimleri
soyuttan somuta veya tam tersi yerleşerek işitsel, görsel düşünmeyi, akıl yürütmeyi destekler. Bunlarla beraber
şiirde ele alınan konu ve temaların iyileştirici, birleştirici tarafları söz konusudur. Klasik Türk şiirinde kadının
hem birey hem de şair olarak konumlandırılması bu birleştirici taraflardandır. Bunlara ilaveten şairlerin içine
Anadolu coğrafyası da katılarak Şark kültüründe sadece aşk değil; hikmeti, ahlaki kaideleri ifade ederken veya
açıklarken bile sözün etkisine açığa çıkaran mecaz, mazmun, metafor başta olmak üzere bütün sanatlı ifadeleri
kullanmayı tercih ettikleri görülür. O zaman klasik Türk şairinin her bir kelimenin mısralardaki konumlanmasını
birçok konuda mananın ayak izlerini takip ederek inşa çalışması yaptığı söylenebilir. Ayrıca mısralardaki kelime
düzeninin düz ya da devrik oluşu sözdizimlerindeki duyguları, hayalleri anlatırken de belli/belirsiz fikretme
penceresini açık tutmayı ihmal etmedikleri anlaşılır. Zaten yapısı güçlü, iyi ve doğru şiir, insanı soyut düşünmeye
yönlendiren değil midir?
“Düşünmenin kendini dışa açabileceği biricik vasıta dildir. Düşünmenin düşüneceği ideler ise onu taşıyan
zihnin serbest kurgusu kadar o zihnin imge ve kavram dünyasına, tasarım içeriğine dayanır, oradan temin edilir.
Düşünme içten gelen bir güçle içte gerçekleşir” (Köktürk, 2015).
Konu derinleştirilerek anlatıldığında düşünen ve hayal kuran klasik Türk şairi, kadının şiirde temsiline
ontolojik bir yaklaşım sergilediği görülür. Klasik Türk şiirinde betimlemeler, lirik şiirin ortaya çıkardığı
25

