Page 21 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 21
tarih çevresi
Otomobil henüz İstanbul sokaklarında popüler olmadan önce at arabaları da kişinin sosyal statüsü
hakkında önemli bir yer işgal ettiği düşünülüyordu. En lüks at arabaları alafrangalığın bir sembolü kabul
ediliyordu. Türk edebiyatının güçlü sesi Recaizade Mahmut Ekrem, “Araba Sevdası” isimli romanında Bihruz
Bey isimli karakter üzerinden bu durumu karikatürize etmekteydi. Bihruz Bey tüm varlığını lüks at arabaları
ve hayat kadınları yolunda kaybetmiş bir müsrifti. Batılılaşmayı yanlış anlamış ve medenileşmeyi lüks at
arabalarıyla eş değer tutmuştu.
Bu durum İstanbul sokaklarında zat’ülharekelerin yaygınlaşmasıyla da sürmüştü. Gerek romanlarda
gerekse de sonrasında Yeşilçam’da ihtiyaç dışı araba sahibi olmak “Zübbelik” olarak işlenmiş ve kınanan bir
durum olarak görülmüştü.
Benzini biten “Devrim”
27 Mayıs 1960 yılında emir komuta zincirinin dışında gerçekleşen askeri darbe, Demokrat Parti
iktidarının sonunu getirmişti. İktidara gelen cunta rejimi halk desteğini kazanabilmek için yüzde yüz yerli ve
milli olacak bir otomobilin yapımına başladı.
Türkiye’nin en iyi mühendislerinden oluşan bir ekip 4,5 ay gibi bir sürede her şeyi ile yürüyen bir
otomobil üretti. Fakat açılış töreninde aracın benzininin bitmesi kısa süreli bir kaos oluşturdu. Sonraları büyük
araba firmaları çok ciddi lobi faaliyetleri ile yerli ve milli otomobil üretimini sekteye uğrattı. Bu vesileyle yerli
ve milli zat’ülhareke rüyamız sona ermiş oldu.
20

