Page 18 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 18
tarih çevresi
Suikastçılar hemen harekete geçti ve Mahmut Şevket Paşa’nın dillere destan olmuş otomobiline yoğun
bir çapraz ateşe başladı. Başı ve yanağından defalarca yaralanan Mahmut Şevket Paşa kanlar içinde kaldı.
Harbiye Nazırlığına götürülen Paşa yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.
Bu suikastta hayatını kaybeden Mahmut Şevket Paşa’nın kullandığı araç Harbiye Askeri Müzesi’nde
sergilenmektedir. Paşa’nın ölümünden sonra İstanbul’da bir süre otomobil sesi kesilmiş; fakat Sultan
Abdülhamit tam da Mahmut Şevket Paşa’nın akıbetinin bir benzerinin yaşanmasından endişe ettiği için bu
vasıtayı uzun süre yasaklamıştı.
Zat’ülhareke arabanın Osmanlıya gelişi
Osmanlı kültüründe dört tekerlekli vasıta olarak kullanılan at arabaları ulaşımın en önemli unsuruydu.
Sonrasında buhar gücü, gaz yağı ve nihayet benzinle çalışan otomobil hayata dahil olmuştu; fakat otomobil
gündelik hayatımıza dahil olana kadar uzun süre yasaklı kalmıştı.
Bunun iki önemli sebebi bulunuyordu; ilki Osmanlı yollarının ve şehir planının kendi kendine hareket
eden araba anlamında kullanılan zat’ülhareke için uygun olmamasıydı. Bir diğer sebep ise Sultan Abdülhamid’in
güvenlik endişesiyle bu aracı yasaklamış olmasıydı.
Osmanlı’da arabanın ilk defa ne zaman kullanıldığı tartışma konusudur. Kaynaklara baktığımızda araba
ithalatına dair en eski kaynağın Rüsumat Dairesi’nin 1 adet zat’ülhareke hakkında verdiği iade kararıdır.
Buna göre Fransa’nın Marsilya şehrinden İstanbul’a de-monte halde getirilen otomobil, gaz yağı ile
çalışmaktaydı. Bu araç, korkunç gürültüler çıkartarak ilerliyordu ve at arabalarını ürküterek trafiğin karışmasına
sebep oluyordu. Yollar da aracın geçişi için uygun değildi, bu sebeple zat’ülhareke iade edilmişti. Aynı yıl
Midilli Adası’nda da araç talebi olmuş ve benzinle çalışan bu aracın da ithalatına müsaade edilmemişti. 1905
yılında ise Prens Bisko, otomobiliyle Avrupa’dan karayoluyla İstanbul’a hiçbir engelle karşılaşmadan gelmişti.
İstanbul halkı günlerce Bisko’nun Zat’ülharekesini konuşmuştu.
Sultan Abdülhamid zat’ülharekeyi neden yasakladı
1900’lerin başından itibaren İstanbul sokaklarında tek tük görülmeye başlanan otomobil için farklı isimler
kullanılıyordu. Bunlar; baş belası ve şeytanın arabası gibi isimlerdi. Halk, bu isimleri çıkardığı gürültü ve
kontrolsüz bir vasıta olarak görmesi sebebiyle vermişti. Alus, otomobildeki etkisini şöyle açıklıyordu;
“Şoförün lastik kornayı bart bart öttürmesine hacet kalmaz, motorun gürültüsü ta nereden duyulur,
Fenerbahçe’yi boylayacakları zaman yarımadanın berzahında bitişik daraş yolu tutarlarken pata küt’ler
kulakları doldurur, mesiredekilerin etekleri tutuşurdu:
— Baş belası sökün ediyor yine!..
17

