Page 19 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 19
tarih çevresi
Konak, kira, muhacir arabacıları kantarlı küfürleri savura savura derhal yerlerinden aşağı atlar,
beygirlerin önüne dikilip okun başına yapışır; çoğu da atlar ürkmesin diye çala kamçı arabasını yol üstünden
uzaklara sürer, fener kulesinin dibine, kayık iskelesinin yamacına çekerdi. Bu arabaların içlerindeki hanımların
beylerin halini görmeyin: Çehresi balmumu sarısı, yürek hazan yaprağı, el ayak bumbuz. Çünkü hayvan bu,
şakaya gelmez. Kuzu gibisinin bile bu alamet şey karşısında huylanacağı, gemi azıya alacağı tutar. Söylene
söylene faytondan, tenteliden fırlarlardı:
— Kahrolası, sağlık selametle gelemez olaydı!”
Resmi kayıtlar ve devlet nezdinde otomobile verilen isim “Zat’ülhareke” olarak kabul görmüştü. Aslında
zat’ülhareke çok öncesinden itibaren İstanbul sokaklarında görülmeye başlanmışsa da 1905 yılında yaşanan
hadiseler sonrası kullanımının azalmasına sebep olmuş ve ihracatı yasaklanmıştı. Bu kararın arkasında Sultan
Abdülhamid vardı.
Sultan Abdülhamid, tahta çıkmayı bekleyen bir şehzade değildi. Bu yüzden kendisini ticaret yapmaya
adamıştı. Borsada büyük paralar kazanıyor, yurt dışına seyahatlere gidiyordu. En önemlisi de her türlü teknolojik
gelişmeyi yakından takip ediyordu. Yakından takip ettiği konulardan birisi de elektrikli arabaların gelişimiydi.
Sultan Abdülhamid tahta çıktıktan sonra da bu araçların katalogları Yıldız Sarayı’na gönderilmiş ve alınması
dahi gündeme gelmişti.
Oysa Sultan Abdülhamid’in tüm sinirlerini alt üst eden gelişmeler bu konuya mesafeli durmasına hatta
yasaklamasına sebep olmuştu. Sultan Abdülhamid tahta çıktığında 93 Harbi, Ali Suavi Darbe girişimi ve Mithat
Paşa’nın kendisine karşı yürüttüğü komplolarla sarsılmıştı. Bu gelişmeler onu şüphe sarmalına sürükleyen
gelişmelerdi; fakat 1905 yılında kendisine yönelik icra edilen suikast girişimi Sultan Abdülhamid’i çok daha
radikal kararlar almaya sevk edecekti.
Sultan Abdülhamid 21 Temmuz 1905 senesinde Cuma namazını kılmak için resmi bir törenle Yıldız
Camisine gelmişti. Namazın ardından Sultan Abdülhamid at arabasına gitmeden önce Şeyhülislam Cemaleddin
Efendi ile ayaküstü bir süre sohbet etti. Sultan Hamid, sohbeti bitirip arabasına yöneleceği sırada İstanbul’da
eşi benzeri görülmemiş bir patlama meydana geldi.
Sultan Abdülhamid’in kullandığı at arabasına Ermeni komitacılar tarafından saat ayarlı bomba
konulmuştu. Bu bombanın infilak etmesi sebebiyle 28 kişi hayatını kaybetmiş 54 kişi de yaralanmıştı. Bu suikast
için dünyaca ünlü anarşist Belçikalı Jorris dahi İstanbul’a gelmiş ve operasyonda bulunmuştu.
Sultan Abdülhamid 1 dakikadan daha kısa bir süre oyalanması sayesinde 100 kiloluk tahrip gücüne sahip
bombanın hedefi olmaktan kurtulmuştu, görgü tanıkları arabaları taşıyan atların dahi havada süzülüşüne şahit
olduklarını belirtiyordu. Şair Tevfik Fikret ise Sultan Abdülhamid’in kurtuluşuna hayıflanarak şu beyitleri
yazmıştı;
18

