Page 24 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 24
tarih çevresi
verileceğini ve gerekli olmayan alanlara yatırım için bütçe ayrılmayacağını” söylemiştir. Gürsel bütçe ile ilgili
yaptığı bu açıklamada ilk kez yerli otomobil üretimi meselesine değinmiş ve sanayinin gelişimi hakkında yö-
neltilen bir soruya verdiği cevapta, “Türkiye’de Türk tipi otomobil üretimi üzerinde ciddiyetle durulduğunu”
ifade etmiştir.13
Gürsel’in bu açıklamasıyla yerli otomobil üretim meselesi Türkiye’nin gündemine girmiş oldu. Bundan
sonraki dönemde yerli otomobil meselesi ilgili çevreler ve basında enine boyuna tartışılmaya başlandı. İlk gün-
den itibaren tartışmalar yerli otomobil üretiminin iktisadi olup olmayacağı yönündeydi. Dönemin istatistiklerine
göre, Türkiye’de her 725 kişiye bir otomobil düşmekteydi. Buna karşın, ABD’ye her 2 kişiye bir, İngiltere’de
her 5 kişiye bir ve Almanya’da her 10 kişiye bir otomobil düşmekteydi.14 Bu istatistiklere bakıldığında, o dönem
için otomobilin bir Türk vatandaşı için “lüks” olduğu söylenebilir. Ancak belirtilen Batılı ülkelerde özel sektör
girişimi olarak birçok markanın piyasada uzunca bir süredir var olduğu da bir gerçektir.
Türkiye için yeni bir tartışma alanı olan bu konuda sanayiciler ile ithalatçıların fikirsel olarak karşı karşıya
geldikleri söylenebilir. Bu fikirsel ayrılık örnekler üzerinden izah edilecek olursa, meselenin özü daha iyi an-
laşılacaktır. Örneğin, General Motors Distribütörü Yüksek Mühendis Muhtar Batu, Türkiye’de mevcut imkân-
larıyla hiçbir şekilde bir oto sanayisinin kurulamayacağını, bunu iddia etmenin “gülünç bir manzara” ortaya
çıkaracağını ifade edip daha önce kurulan uçak fabrikasının akıbetini hatırlatmıştır! Buna karşın, bu sektörde
montaj fabrikası kurmanın daha uygun olacağını ve bunun için de üzerlerine düşenleri yapmaya hazır olduklarını
söylemiştir. Ancak zamanla yerlilik oranının artabileceğini de eklemiştir.15 Bir başka ithalatçı Oto Dizel’in
sahibi Cemil Muhayyeş ise bu işin çok iyi planlanması gerektiğini, en az 50 milyon dolarlık bir fabrikaya ihtiyaç
olduğunu belirtmiştir. Bunun yanı sıra, oto sanayi kurulmasından önce yardımcı sanayi alanında ilerlemenin
gerektiğini izah etmiş ve kendilerinin “kendi menfaatlerine aykırıdır diye böyle bir sanayi baltalayacak kimseler
olmadıklarını”16 sözlerine eklemiştir.
İthalatçıların bu yaklaşımlarına karşın, sanayici kesiminden gelen değerlendirmeler ise Türkiye’de bir
oto sanayi kurulabileceği yönünde olmuştur. Örneğin, İbrahim Uzel ve ortaklarına ait makas fabrikasının müdür
ve hissedarlarından Cemal Atay yaptığı değerlendirmede, ithalatçıları eleştirerek, “Biz sanayici olarak, memleket
ekonomisinin ithalatçılar elinde kalmasına razı değiliz. Bugün memleketin sınai kalkınmaya ihtiyacı olduğu
aşikârdır. Sanayi, bir memlekette el ele verilmek suretiyle tahakkuk ettirilir” demiştir. Yapacakları ürünlerde
yüzde 40 ila 60 oranında yerli ürün kullanabileceklerini ve yüzde 50 döviz tasarrufu sağlayabileceklerini dile
getirmiştir. Atay ayrıca, meselenin toplumsal ve psikolojik yönüne de dikkat çekerek, “Dünyanın her yerinde
başlangıçta yeni olarak kurulan bir sanayi tenkide maruz kalır ve ‘olmaz’ denir. Ancak, aradan 10 sene gibi
13 “1961’de Yeni Yatırımlar Yapılacak”, Türkiye İktisat Gazetesi, 5 Ocak 1961, s. 1.
14 “Yerli Otomobil 14 Bin Liraya Mâl Olabilecek”, Ulus,1 Mart 1961, s. 1.
15 “Önce Montaj Fabrikası Kurmamız Doğru Olur”, Yeni İstanbul, 1 Şubat 1961, s. 1, 5.
16 “Bizde Oto Sanayi Çok Güç Tutunur”, Yeni İstanbul, 7 Şubat 1961, s. 1, 5.
23

