Page 68 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 68

tarih çevresi

2. Kırdan Kente Göçün Artması ve Aşırı Kentleşme
    Kentleşme, ekonomik kalkınma ve sanayileşmenin bir sonucu olarak kırsal alanların kent haline

gelme süreci olarak tanımlanmaktadır. Demografik olarak da kentleşme kavramı zaman içinde
nüfusun kırsaldan kente doğru yeniden dağılımı olarak tanımlanmaktadır. Dolayısıyla kırsal ve
kentsel alan arasındaki temel farklılık, kentsel nüfusun daha büyük, daha yoğun ve kırsal alanlara
göre daha heterojen olması olarak gösterilebilir (Lowry, 1990). Dünyada kentleşme 1850’li
yıllardan itibaren dünya nüfusundaki hızlı artışla birlikte hızlanmıştır. Ekonomik kalkınma
literatürüne bakıldığında, kentleşmenin kalkınma için gerekli olduğu vurgulanmaktadır. Bu anlamda
kentin büyüme hızının ne olması gerektiği dengeli kentleşme kavramıyla ortaya konulabilir.
Dolayısıyla dengeli kentleşme; önemli sakıncalar yaratmayan, gelişen sanayinin gereksinim
duyduğu işgücünü kırsal kesimden masederek sağladığı için, ekonomik kalkınmanın sağlanmasına
katkıda bulunan göç sonucu oluşan kentleşmeye denilmektedir. Ekonomik kalkınma için kentlerin
büyümesi gerekirken, kentlerin büyüme hızı da üç unsur tarafından belirlenir. Bunlar; 1) Kent
nüfusunun doğal olarak artması 2) Hem iç göç (kırdan kente, kentten kente) hem de uluslararası göç
nedeniyle artan nüfus 3)Sınırların (doğal arazi) yeniden belirlenmesi olarak sıralanabilir. Bunların
arasından ikinci unsur olan kırdan kente göç, iki nedenden dolayı dikkat çekicidir. Bu nedenlerden
birincisi, kırdan kente göç kalkınma teorilerinin çoğuyla kırsalın iticiliği ve kentteki modern
sektörün (sanayi) yüksek ücretleri nedeniyle uyum göstermektedir. Diğeri de kente göçen işgücünün
büyük ölçüde absorbe edilmesiyle ilgili yaygın inançtır.

    Kentleşme düzeyinin yüksek olmasının; teknolojik ve ekonomik gelişme, hayat standartlarının
yükselmesi gibi önemli sosyal sonuçları vardır. Buna karşın gelişmekte olan ülkelerde kentleşmenin
ekonomik temelli değişimler, istihdam fırsatları, sosyal ve mekânsal eşitsizlikler üzerine etkileri ve
etkilenmeleri mevcuttur. İşgücü piyasaları açısından gelişmekte olan ülkelerde ve az gelişmiş
ülkelerde kentleşme, imalat ve sanayi sektöründeki istihdama dayalı olarak gerçekleşmemiştir
(Kasarda and Crenshaw, 1991:460). Hatta Marksist iktisada göre aşırı istihdam ve yedek işsizlik
ordusu da imalat sanayinin gelişmesi için ücret bastırım aracı olarak yaklaşımlarında göçe yer
vermiştir. Göçün hızlanarak devam etmesi sonucunda ücretlerin baskılanması birikim ve karlılığa
hizmet eder. Dolayısıyla kırdan kente göç, kentleşme sürecinin doğal bir nedeni ve sonucudur.

    1960’lı yılların ortalarına kadar, kırdaki tarım sektöründen kentteki sanayi sektörüne işgücü
transferi tarımsal üretimde herhangi bir azalma olmadan gerçekleşmiştir. Dolayısıyla 1960’lı yılların
ortalarına kadar kırdan kente göçün kalkınmaya katkısı pozitif olmuştur. Fakat 1960’lı yıların
sonunda imalat sanayinde iş yaratımı beklenenden çok daha düşük olmuş ve hızla büyüyen kent
nüfusunu absorbe edememiştir. Özellikle karlardaki düşüş yatırımlardaki azalma işgücünün absorbe

                                                                   66
   63   64   65   66   67   68   69   70   71   72   73