Page 64 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 64
tarih çevresi
1)İş fırsatları 2)Daha iyi yaşam koşulları 3)Politik ve dini özgürlük 4)Eğlence 5)Eğitim 6)Daha
iyi tıbbi koruma 7)Çekici iklimler 8)Güvenlik 9)Aile bağlantıları 10)Sanayi 11)Daha iyi evlenme
şansı
Ravenstein’ın ve Lee’nin dediği gibi göçün ekonomik bir olgu olması ve İkinci Dünya savaşı
sonrasında bağımsızlıklarını yeni kazanan ülkelerin kalkınma çabaları, kalkınma iktisatçılarının
ilgilerini; kırdan kente göçe, işgücü piyasalarına ve ekonominin ikili yapısına yöneltmelerine neden
olmuştur. İkili ekonomi modelleri ve onların geliştirilmiş halleri kırdan kente göçün nedenlerini ve
sonuçlarını açıklamak konusunda yararlı bir araç olarak görülmektedir. Fizyokratlardan klasik
okula, Arthur W. Lewis (1954) ve onun modelini geliştiren Fei-Ranis (1961), Harris-Todaro (1970),
Fields (1975) ve Ranis-Stewart’a (1999) kadar geliştirilen bütün göç modelleri niteliksiz işgücü
göçünün temel unsuru olarak karşımıza çıkmaktadır.
Bütün bu modellerde gıda üreten tarım sektöründen tarımsal olmayan kent ekonomisine göç
olur. Tarımsal ve tarımsal olmayan faaliyetlerin yarattığı kolaylıklar bir tarımsal fazla yaratır.
Fizyokratlara göre kıt arazi üzerindeki nüfus baskısı işgücünün tarım sektörü dışına çıkmasına ve
elitler için üretken olmayan bir hizmet sektörünün doğmasına yol açar. Fizyokratlar hizmet
sektörünü; savaş, ibadet ve lüks olarak sıralamıştır.
Klasik okulda Ricardo ve onun fikirlerinin takipçisi Lewis (1954) nüfus baskısının arazi kıtlığı
üzerine etkisinin önemli olduğu vurgulamıştır. Lewis’e göre, işgücü fazlasıyla birlikte kırdan kente
göç gerçekleşir. Lewis, ekonomideki sektörleri modern ve ilkel sektör olarak ikiye ayırır. Buna göre;
modern sektörde sanayi faaliyetler, ilkel sektörde de tarımsal faaliyetler gerçekleştirilir. Ekonomi
geliştikçe modern sektörde sermaye birikimi artar ve kırda serbest kalan işgücü kentteki sanayi
sektörü tarafından absorbe edilir. Lewis modelinde, karların payının dolayısıyla yatırım ve
tasarrufların payının modern sektörde artacağını vurgular. Sermaye, işgücü fazlası absorbe edilene
kadar genişleyecektir. Lewis’in sınırsız işgücü arzı modelinde, karlar sermaye birikiminin temel
kaynağını oluşturur. Ulusal gelirden karın payı arttıkça, sermaye birikimi ve tasarruf oranı
artacaktır. Ulusal gelir içinde karın payının artması, kapitalist sektör tarafından üretilen ürün
fiyatlarının ve ücretlerin sabit kalması varsayımı nedeniyle düşmeyecektir. Sınırsız işgücü arzı reel
ücretlerin sabit kalmasına neden olursa, karlı yatırımlara devam edilecek ve gelişme de sürecektir.
Fei-Ranis (1961), Lewis’in sınırsız işgücü arzı modelini geliştirerek, Lewis’in modelinde ihmal
ettiği tarım sektörünün sanayi sektörünün gelişmesinde önemli bir rol oynadığını ortaya koymuştur.
Fei-Ranis’e göre, sanayi sektörünün gelişmesi toplam tarımsal fazlaya ve sanayi sektöründe elde
edilen kar oranına bağlıdır. Aynı zamanda ekonomik kalkınmayla birlikte tarım sektöründen sanayi
sektörüne işgücünün hareket ettiği görülecektir. Gerçekten 19. ve 20. yy ın başlarında bu gelişmeler
62

