Page 60 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 60
tarih çevresi
Böylece köle kadınlar, Osmanlı ekonomisinde hem bir yatırım aracı hem de bizzat üretici birer özne
olarak yer bulmuşlardır.
Genel olarak değerlendirildiğinde tüm bu bulgular, Osmanlı kadınlarının hukuken sahip
oldukları mülkiyet ve sözleşme hakları sayesinde sadece ev ekonomisiyle sınırlı kalmayıp daha
geniş bir ekonomik alan açabildiklerini göstermektedir. Kredi kullanımı, kâr ortaklıkları, ev ve
atölye mülkiyeti, köle emeğinin yönetilmesi ve tekstil girişimciliği gibi faaliyetler, Bursa ipek
sanayisindeki kadınların güçlü konumunu belirleyen en somut unsurlardır ( Çizakça, 2002 98-102).
5. SONUÇ
Bursa'daki ipek endüstrisinin tarihsel seyri, üretim teknolojilerindeki dönüşümler, emek
rejimlerindeki değişimler ve küresel ticaret ağlarına eklemlenme biçimleriyle Osmanlı iktisadî
yapısının bir yansımasıdır. İpek üretimi, klasik dönemde yerel ve dış pazarlar için nitelikli mamuller
üreten bir zanaat olarak şekillenirken, 19. yüzyılda buharlı makinelerin kullanıma girmesiyle
sermaye yoğun fabrika üretimine evrilmiştir. Bu teknolojik gelişme, aynı zamanda ücretli emek
ilişkilerinin ve özellikle kadın emeğinin fabrika ortamında kitlesel istihdamının yaygınlaşmasına yol
açmıştır. Kadınlar, üretim sürecinin başından itibaren kilit bir rol oynamıştır. İplik eğirme ve
dokumada hem Müslüman hem köle kadınların yoğun biçimde çalıştığı atölyeler ile üçte birinden
fazlası kadınlara ait tezgâhlar, kadınların zanaatkârlık ve girişimcilik kapasitelerini ortaya koyar.
Fabrikalaşma sürecinde ise düşük maliyetli işgücü olarak istihdam edilen kadınlar, uluslararası
rekabette maliyet avantajı sağlamıştır. Küresel pazarın asimetrik baskıları altında "doğal beceri"
mitleri üzerinden sistematik olarak en ucuz iş gücü olarak konumlandırılsalar da, fabrikalaşma
süreci kadınları hane sınırlarını aşan, kendi gelirini kazanan ve toplumsal görünürlük elde eden asli
ekonomik failler haline getirmiştir. Bu dönüşümün yarattığı toplumsal, mekânsal ve ideolojik
kırılmalar, Osmanlı Devleti’nin son yüzyılında tecrübe edilen modernleşme sancılarının, sınıf
oluşumunun ve toplumsal cinsiyet rollerinin yeniden inşa sürecinin en somut ve özgün
yansımalarından birini teşkil etmektedir.
58

