Page 55 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 55
tarih çevresi
bu teknolojiye yöneltmiş ve geleneksel teknikleri marjinalleştirmiştir. Lonca sisteminin fiyat, kalite
ve işgücü denetimi konusundaki tarihsel işlevi devam etmekle birlikte, 19. yüzyılda bu
örgütlenmenin kademeli olarak çözülüp toplumsal işlevlerinin öne çıktığı, Bursa ipek loncalarının
özellikle yüzyılın sonuna doğru zayıfladığı belirtilmektedir.
Osmanlı Devleti'nde Bursa’da ipek sektörünün gelişmesinin nedenlerinden biri de 1838 yılında
İngilizlerle imzalanan Balta Limanı Anlaşması'dır. Bu anlaşmaya göre; yerli üreticilerin tekel hakkı
kaldırılmış ve yerli üreticilere istedikleri kadar hammadde alma hakkı tanınmıştır. Bu durum
Osmanlı Devleti'nden hammaddeye olan talebi artırmış, Bursa’da Avrupa'nın ham ipek merkezi
haline gelmiştir (Pamuk,2008:33-36).
19. yüzyılda Bursa’da ipek endüstrisi Fransız sermayenin kontrolüne geçmiştir. Bursa’da faaliyet
gösteren fabrika sayısının Bursa’da 1860 yılında 20’ye ulaştığı söylenmektedir. 1850'lerin başında
buharla çalışan iplik çekme fabrikalarındaki toplam işçi sayısı 1.700 iken 1850'lerin ortalarında bu
sayı 3.800'e yükselmiştir (Yurt Ansiklopedisi, 1982:1645). 1855 yılına kadar çok sayıda filatür
fabrikası kurulduğu halde, Avrupa'nın istediği kalitede ipeklerin henüz elde edilemediği
anlaşılmaktadır (Dalsar, 1960:417). Avrupa'da satılmakta olan Bursa ipekleri kalite noksanlığı ileri
sürülerek, batılı tüccarlar arasında değeri çok aşağıda tutuluyordu. Bunun sebebi de henüz iyi ipek
çekecek işçilerin çoğalmamış olmasıydı.
Bursa’da ipek sektörü lonca sisteminden fabrika sistemine geçişin önemli unsurlarından biri
olarak görülmektedir. Bu süreçte küçük atölyeler büyük ölçekli üretim birimlerine dönüştüğünden
işbölümü artmış ve ücretli emek yaygınlaşmıştır.
Bursa ipekli sektörünün gelişimi, ev içi üretimle atölye ve lonca ölçekli üretim arasındaki
geçişleri somutlaştırır. On beşinci yüzyıl ortalarında ipek dokumacılığının yoğun olduğu Bursa'da,
ipek ipliği eğirme ve ipekli dokumada işgücünü Müslüman kadınlar ile köle kadınlar oluşturmuştur.
Yedi dokuma tezgâhına sahip Hacı Bedrettin İhsan'ın sekiz kadın köle çalıştırması, hane veya küçük
atölye ölçeğindeki üretim birimlerinde bile kadın emeğinin hem ev içi hem de piyasa için üretim
bağlamında yoğun biçimde kullanıldığını ortaya koyar. Aynı belgelerde, 1500'lü yıllarda yaklaşık
1000 ipekli dokuma tezgâhının kadınlara ait olması ve belirli ipekli kumaş türlerinde kadın ustaların
adlarının geçmesi, ev içi ya da küçük ölçekli dokuma faaliyetlerinin zamanla sermaye birikimi ve
üretim araçları üzerindeki denetim açısından kadınlara kurumsal bir güç alanı açtığını
göstermektedir.
3. HANE İÇİ İMALATTAN FABRİKA DÜZENİNE: OSMANLI İPEK SEKTÖRÜNDE
KADIN EMEĞİNİN DÖNÜŞÜMÜ
Osmanlı toplumunda kadın emeğinin ilk ve en yaygın biçimi, evde yapılan üretim faaliyetleridir.
Nüfusun yaklaşık yüzde 90'ının kırsalda yaşadığı bir yapıda, tarımsal üretim ve buna bağlı el
zanaatları aile işletmeleri çerçevesinde yürütülmekte, kadınlar gündelik ev işleri yanında küçük
çapta dokuma, boyama, bağ ve bahçe işleri, tohum saklama ve üretimi geliştirmeye dönük
faaliyetlerle hane ekonomisinin taşıyıcı unsurlarından biri hâline gelmekteydi (Quataert,1999:
45-48). Kadınların gıda seçimi, üretimi, işlenmesi ve hasadının yanı sıra tohum muhafazası ve
hayvansal ıslah konularındaki ihtisasları, kırsal üretimin hem niceliksel hem de niteliksel
53

