Page 53 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 53

tarih çevresi

      19. YÜZYIL BURSA İPEK SEKTÖRÜNDE KADIN EMEĞİ VE
                                TOPLUMSAL KONUMU

                                                                                           Sibel CENGİZ YILDIRIM1

1.GİRİŞ
    Osmanlı Devleti’nin dünya kapitalist sistemine eklemlenme süreci olan 19. yüzyıl, geleneksel

iktisadi yapıların çözülüşüne ve korumacı lonca nizamından serbest piyasa eksenli fabrika üretimine
geçişe sahne olmuştur. Bu endüstriyel dönüşümün ve sanayileşmenin en temel örneklerden biri de
şüphesiz Osmanlı ipek sektörünün kalbi konumundaki Bursa’dır. 1838 Baltalimanı Ticaret
Antlaşması’nı takip eden süreçte Avrupa merkezli sermayenin ham ipek talebi, kentte geleneksel
dokuma tezgâhlarının yerini modern buharlı ipek filatür (iplik büküm) fabrikalarının almasına yol
açmıştır.

    Ancak Osmanlı Devleti’nde yaşanan bu sanayi dönüşümü, yalnızca teknik ve iktisadi bir
değişimle sınırlı kalmamış; o güne kadar hane içine, ev içi imalata veya yerel lonca düzeninin
sınırlarına sıkışmış olan kadın emeğini kamusal alana ve fabrika disiplinine taşıyarak derin
toplumsal, demografik ve ideolojik kırılmaları beraberinde getirmiştir. Yaygın ve geleneksel tarih
anlatısının aksine, Osmanlı kadınları çalışma hayatından dışlanmamış; aksine klasik dönemdeki ev
içi üretim ve dokuma faaliyetlerinden lonca sistemindeki üretim süreçlerine kadar her zaman
iktisadi hayatın merkezinde yer almışlardır. 19. yüzyıldaki buharlı sanayileşmeyle birlikte ise bu
katılım kökten bir dönüşüme uğrayarak kadınları sanayinin öncü sektörlerinden birinin kurucu ve
kitlesel iş gücü haline getirmiştir.

    Bu çalışma, 19. Yüzyılda Osmanlı Devleti’nde sanayi dönüşümünün en çarpıcı örneği olan
Bursa ipek sektöründe çalışan kadın emeğinin dönüşümünü ve bu dönüşümün kadının toplumsal
konumuna olan etkilerini ele almaktadır. Klasik dönemde lonca örgütlenmesine ve ipekli
dokumacılık uzmanlığına dayanan Bursa üretimi, 19. yüzyılda yabancı sermaye akışı ve buharlı
filatürlerin devreye girmesiyle birlikte yerini sermaye yoğun bir fabrika düzenine bırakmıştır. Kadın
emeğinin üretim süreçlerine yönelik bu yoğun ve kitlesel katılımı, kadınların ev içi üretimdeki
bağımsız aktörlük veya tezgâh sahipliği konumundan fabrikalarda ücretli işçi durumuna gelmesiyle
sonuçlanmıştır. Nihayetinde kadınların çalışma durumlarında, mekanlarında ve üretim ilişkilerinde
yaşanan bu radikal değişim, hem kentin ekonomik yapısını hem kırsal ve kentsel hayatın
dinamiklerini hem de Osmanlı toplumundaki geleneksel toplumsal cinsiyet ilişkilerini derinden
dönüştürmüştür.

1 Prof. Dr. Ardahan Üniversitesi, İİBF, İktisat Bölümü

                                                        51
   48   49   50   51   52   53   54   55   56   57   58