Page 54 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 54

tarih çevresi

2. OSMANLI DEVLETİ’NDE İPEK SEKTÖRÜNÜN TARİHSEL GELİŞİMİ
    Osmanlı Devleti’nde imalat sektörünün temelinde lonca sisteminin olduğu görülür. Kabul edilen

nizamlarla birlikte loncalara belirli tekel hakları verilmiş, loncalar bu anlamda hem hammadde
alımında hem de imal ettikleri ürünlerin satışında bu tekel güçlerini kullanmışlardır. İmalatta
bulunan gediklerin sahipleri belirli safhalardan geçmiş ve icazet almış ustalardır. Ustaların
yanlarında üretime yardımcı olan kalfalar ve çıraklar bulunmaktaydı (Kal'a,1998:43-49). Bu tesisler
loncaların üretim şekillerine ve kısıtlarına da tâbi değillerdi. Özellikle tekstil ve askerî teçhizat gibi
alanlarda üretim yapan bu devlet tesislerinin ham madde ihtiyacı, bölgedeki köklü ticaret ağları
vasıtasıyla karşılanıyordu. Örneğin, bu ağların en önemlilerinden biri olan Kuzey İran bölgesinden
Avrupa’ya VII. Yüzyıldan itibaren ham ipek ihracatı gerçekleşmiştir. Anadolu güzergahından
Avrupa’ya gerçekleştirilen ham ipek ticareti İran ile 16. Yüzyılda uzayan savaşlar nedeniyle sekteye
uğramış bu süreçte Bursa’da ipek üretimine başlanılmıştır (Bozpınar, 2022: 336-348)

    Osmanlı Devleti’nin 18. Yüzyılın sonundan itibaren dünya kapitalist sistemine eklemlendiği
görülmektedir. Bu eklemleme içinde yer alan en önemli sektörlerden birisi ipek sektörüdür. Bursa,
Osmanlı Devleti'nde ipek sanayinin merkezinde yer alırken, küresel rekabet zincirine 18. Yüzyılın
sonunda dahil olmuştur. 19. Yüzyılda dünya sistemine iyiden iyiye eklemlenen Osmanlı
Devleti’nde, Bursa İpek sektöründe mevcut üretim ilişkileri değişmiş, bu aşamada üretim
birimlerinde kullanılan teknoloji ve emek yapısında önemli dönüşümler gerçekleşmiştir (Teoman ve
Bozpınar, 2022).

    Bursa ipek sektöründe 19. yüzyıldaki en kritik dönüşüm, ham ipek üretiminde kullanılan
teknolojilerin buhar gücüne kaymasıyla ortaya çıkmıştır. Osmanlı Devleti’nde uzun süre tarımsal
faaliyetler Sanayi Devrimi nedeniyle Avrupa’da geliştirilen dokuma ve eğirme makineleri standart
incelik ve düzgünlükte ipek ipliği talebini artırarak yüksek kaliteli hammadde ihtiyacını gündeme
getirmiştir. Bu talep, Bursa'daki geleneksel tepme mancınık temelli üretim yapısının yetersiz
kalmasına ve yeni teknolojiye dayalı filatür (ipek sarma) tesislerine geçiş zorunluluğuna yol
açmıştır. 1830 sonrasında ipekli dokumada sanayisizleşme, ham ipek üretiminde de uzmanlaşma
gerçekleşmiştir. Koza üreticileri ve iplik çekiciler daha çok dış taleple koşullandırılan bir üretim
rejimine tabi olmuş, fiyat dalgalanmalarına daha açık hale gelmişlerdir. 18. yüzyılın sonlarından
itibaren Avrupa’nın ham ipek talebindeki artış, Bursa’daki ipek üretimini canlandırmış Bursa
ekonomisini de kırılgan hale getirmiştir. Fransa'nın Lyon şehrindeki büyük ipek endüstrisinin
hammadde açığını karşılamak üzere harekete geçen Fransız tüccar ve yatırımcılar, Bursa'yı stratejik
bir tedarik merkezi olarak konumlandırmıştır. Bu süreç, ilerleyen on yıllarda Fransız ve İtalyan
sermayesiyle kurulan fabrikaların zeminini hazırlamıştır.

    19.yüzyılın ortalarında buharlı filatürlerin kurulmasıyla birlikte yaklaşık 250 buharlı çark ve
4500 işçinin çalıştığı 50'ye yakın üretim tesisi ortaya çıkmış, tekme çarklı üretim tekniği ise 1853
yılından itibaren geri bir teknoloji konumuna gelmiştir. El tezgahına dayalı lonca düzeninde
usta-çırak ilişkileri ve aile emeğine dayalı dokuma faaliyeti buharlı makinelerin ve ücretli emeğin
yaygınlaşmasıyla giderek çözülmüş ve üretim mekanları fabrikalar olmuştur. Buharlı çıkrıkla
üretilen kaliteli ipeğin, ayaklı çıkrıkla üretilen ipliğe göre yaklaşık iki kat fiyata satılması, sermayeyi

                                                                   52
   49   50   51   52   53   54   55   56   57   58   59