Page 40 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 40

tarih çevresi

yorgunluk/bitkinlik, tekrarlayan ölüm veya intihar düşüncesi…) bakımından karın bölgesinde yağlanma
olmayan (abdominal obezitesi olmayan) zayıf bireylere göre daha yatkın oldukları görülmüştür. Yapılan
çalışmalarda şişmanlık olarak tabir ettiğimiz karın bölgesindeki yağlanmanın (abdominal obezite) anksiyete
ve depresyon varlığını tespit etmede iyi bir gösterge olarak kabul edildiği söylenebilir.

       İslamiyet’te beslenmeye en iyi örnek Hz. Peygamber’in (s.a.v.) yaşamı ve uygulamalarıdır. Az yemek,
yemeğin üstüne uyumamak, yemekten önce ve sonra az miktarda tuz yemek, mevcut yiyeceği paylaşmak hayatı
boyunca özen göstererek devam ettirdiği davranışlardandır. Hz. Peygamber’in yemekten önce tuz kullanmasının
hikmetleri düşünüldüğünde, çöl ikliminde yaşayan insanların sıcaktan çok terleyeceği ve bu nedenle
vücutlarındaki tuz oranının azlığı dile getirilebilir. Tuz vücuttaki dengeyi sağlaması bakımından fayda
sağlayacaktır. Ayrıca tuz kullanmanın diş ve damakları güçlendirdiği, dişleri beyazlatmaya destek olduğu
zikredilebilir.

       Peygamber (s.a.v.) “Ayva, göğüsteki sıkıntıyı, ağırlığı giderir, gönlü (kalbi) ferahlatıp kuvvetlendirir”
buyurmuştur. Burada ruhi hastalıkların şifalarından biri için işaret bulunmaktadır. Hadiste adı geçen ayva
meyvesi ile ilgili yapılan çalışmalara bakıldığında ulaşılan bilgi dikkat çekicidir. Sakhri ve ark. (2020) Ayva
meyvesinin sıçanlarda deney ortamında meydana getirilen stresin (21 ardışık gün ve günlük 6 saat boyunca
sıçanlarda strese neden olan bir araştırma modeli) neden olduğu psikolojik ve nörolojik zararları önleme ve
bastırma potansiyelini araştırmıştır. Sonuç olarak ilk kez ayva meyvesinin stresin neden olduğu psikolojik ve
nörolojik zararları önleme ve bastırma potansiyeli olduğu görülmüştür. Ayrıca çalışmada, ayva meyvesinin
psikiyatrik ve nörolojik bozuklukları önlemek veya azaltmak için güçlü bir potansiyel taşıyabileceği
bildirilmiştir.

       Kur’ân-ı Kerîm’de meyvelerin olgunlaşmasına dikkat çekilmekle birlikte meyvenin ham veya olgun
olarak yenilmesi hakkında net bir hüküm bulunmamaktadır. Bununla beraber bazı tasavvuf ehli zevat, meyvenin
olgun, yemeğin pişgin olarak yenilmesinin adaba uygun olduğunu kaydetmiştir. Aynı şekilde acı, ekşi ve çok
tuzlu yemek ve her zaman etli yemek dervişin edebinden olmadığı dile getirilmektedir. Etli yeme hususunda
Hz. Ali’nin (ra.) “Kırk gün et yemeyenin ahlâkı ve çehresi kötüleşir (bozulur); kırk gün üst üste et yemeye
devam edenin de kalbi katılaşır!” dediği rivayet edilmektedir. Çok kırmızı et tüketmenin sağlık açısından tavsiye
edilmediği bilinmekle birlikte, fizyolojik ve psikolojik etkileri hakkında güncel çalışmalara ihtiyaç duyulduğu
kaydedilebilir. Olgunlaşmamış meyve konusunda ise bazı güncel çalışmalar literatürde yer almaktadır. Buna
göre iki farklı araştırmada çilek ve yurt dışında bulunan noni adlı meyvelerde, olgun meyvelerin olgunlaşmamış
meyvelerden daha çok antioksidan içerdiği tespit edilmiştir . Antioksidanlar triptofan yıkımını azalttığından,
proteinden zengin diyete göre antioksidan bakımından zengin besinlerin alımı beyine triptofan akışını daha iyi
bir şekilde sağlayabilir64. Böylelikle antioksidanca zengin olgunlaşmış meyve tüketimi sayesinde kişide
olumsuz davranışların yerine ılımlı, sakin davranışlar ön plana çıkabilir. Bununla birlikte bu durumun aksine

                                                               39
   35   36   37   38   39   40   41   42   43   44   45