Page 96 - Tarih Çevresi Dergisi
P. 96
tarih çevresi
Ayrıca vergi yükü adil dağılmamış olup ağırlıklı olarak kırsal nüfusun (tarım kesiminin)
üzerindeydi; şehirli servet sahipleri ise daha az vergi ödüyordu (Issawi, 1980: 353).
Tanzimat Sonrası Vergi Sisteminin Dönüşümü ve Modernleşme
Tanzimat Fermanı (1839), vergi sisteminde radikal bir modernleşme ve merkezileşme sürecini
başlatmıştır. Vergi sistemini basitleştirmek, istisna ve muafiyetleri azaltarak vergiyi herkesin ödeme
gücüne göre yüklemek ve tahsilatı aracısız (doğrudan devlet görevlileriyle) gerçekleştirmek
reformların temel hedefleri arasındaydı (Shaw, 1975: 421). Reformlar sayesinde devletin topladığı
vergi gelirlerinin üretim ve gelire oranı %3'ten Birinci Dünya Savaşı öncesinde %11'e yükselmiştir
(Pamuk, 2005: 152).
Bu dönemde yapılan temel değişikliklerden biri vergilendirmede sadeleştirmeye gidilmesiydi.
Böylece sayısı yüze yaklaşan karmaşık örfi ve olağanüstü vergiler kaldırılmış ve tek bir doğrudan
servet/kazanç vergisi olan “virgü” getirilmiştir. Şer’i nitelikli vergiler ise öşür, ağnam ve cizye
olarak muhafaza edilmiştir (Güran, 1989: 13). Diğer önemli bir adım ödeme gücü ilkesine göre
vergilendirme yapabilmek için sayımlarının yapılmasıdır. Vergilendirmede adaleti sağlamak için
kişilerin gelir ve servetini tespit etmek gerekiyordu. Bu amaçla kapsamlı nüfus ve emlak sayımları
yapılmıştır. 1844’ten itibaren yürütülen temettüat tahrirleri temelinde, arazi ve binaların değerleri
üzerinden bir servet vergisi (binaların binde dördü oranında) ile ticari ve sınai kazançlar üzerinden
%3 oranında temettü vergisi getirilmiştir. Bu vergi 1878'de gelir vergisine dönüştürülmüştür (Güran,
2014: 316-17).
Tanzimat’tan sonra vergi tahsil yöntemlerinde de değişiklik yapılmıştır. İltizam sistemi
kaldırılarak vergi toplama işi geniş yetkili devlet memurlarına (muhassıllar) devredilmiştir. Ancak
ani gelir düşüşleri ve tecrübesizlik nedeniyle bir süre sonra yeniden iltizama dönülmüştür. Bu
tarihten sonra tahsilat usullerinde sık sık yeni arayışlara gidilmiştir.
Tanzimat’tan sonra devletin temel vergilerinde de bazı değişiklikler olmuştur. Aşar devletin en
önemli gelir kaynağı olmayı sürdürmüştür. Yolsuzlukları önlemek adına tarımsal üretimdeki artışa
paralel olarak aşar tahsilat bazen nakdi (rayiç bedelle) bazen de aynî yapılmıştır. Vergi oranı
zamanla %10'dan %12,5'e yükseltilmiştir (Eldem, 1994: 173-4; Issawi, 1980: 354). Ağnam
resminde ise 1857-58 yıllarında hayvanların varlığı üzerinden alınan karmaşık ek vergiler
kaldırılarak, doğrudan hayvan hasılatını esas alan tek bir vergiye dönüştürülmüştür (Uzun, 2006).
Gümrük resminde Baltalimanı Ticaret Antlaşması (1838) ile yabancılara düşük oranları verilmişse
de 1861-62 ve nihayetinde 1915 yıllarında tarifeler yükseltilebilmiş ve bütçe gelirleri artırılmaya
çalışılmıştır (Güran, 2014: 319). Cizye ise 1855-56 yılında, vatandaşlık eşitliğini sağlamak amacıyla
tamamen kaldırılmıştır (Özkök, 2022: 170). Onun yerine gayrimüslimlerin askerlik muafiyeti için
getirilen bedel-i askeri 1909'da zorunlu askerliğe geçilmesiyle son bulmuştur (Issawi, 1980: 354).
94

